Abdullah Bey(Macarlı)

  • Önem : Kızılay'ın kurucusu
  • Meslek : Avusturya asıllı hekim, jeolog, zoolog
  • Doğum : 1799 - Viyana
  • Ölüm : 1874

Aslen Macar olan ve asıl adı Karl Edward Hammerschmidt olan Osmanlı hekim ve doğa bilimcisi Abdullah Bey, jeoloji, mineraloji ve zoolijinin Türkiye’de ilk kez yükseköğretim kapsamına alınmasını sağladı ve ilk doğa bilim müzesini kurdu. Bununla birlikte Türk Kızılayı’nın temellerini attı. Viyana’da dünyaya gelen Abdullah Bey, hukuk, tarım ve entomoloji okudu. Daha sonra ise tıp eğitimi alarak doktor oldu. Doğduğu şehir olan Viyana’da yaşadığı yıllarda bazı eklem bacaklılarda asalak yaşayan tek hücreliler ile bakırsak kurtlarından kimi iplikkurdu türlerinin varlığını saptadı ve bu çalışmaların sonuçlarını 1836-1848 yılları arasında yayınladı. O dönem bölgede çıkan ayaklanma ve huzursuz ortamdan dolayı OsmanlI’ya sığındı. 1850 yılında İstanbul’daki tıbbiyede zooloji, jeoloji ve mineraloji dersleri okuttu.

Kırım Savaşı sırasında Osmanlı ordusunda hekim olarak görev yapan Abdullah Bey, savaş sırasında gösterdiği yararlılıklardan ötürü albay rütbesini aldı ve savaştan döndükten sonra Haydarpaşa Askeri Hastanesi’nde çalışmaya başladı. Askeri hastanede önce zooloji, sonra jeoloji ve mineraloji dersleri verdi. 1870 yılında ise öğrencilere ve halka açık olan ilk doğabilimleri müzesini kurdu. 1867 yılında Paris’te düzenlenen Kızılhaç Sağlık Konferansı’na Türkiye adına katılan Abdullah Bey, Yaralı Askerlere Yardım Derneği’nin kurulmasında öncü olarak Türk Kızılayı’nın temellerini atmış oldu.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

K. Erguvanlı, Dr. Abdullah Bey’in Hayatı ve Eserleri, Türkiye Jeoloji Kurumu Bülteni, 1954

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, cilt.1, fasikül.1, İstanbul, 1983

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun