Abbas bin Abdülmuttalib

  • Önem : Hz. Muhammed'in amcasının oğlu, sahabe
  • Doğum : Mekke
  • Ölüm : 687-88(?) - Tâif
  • Başlıca Eserleri : Tefsîru İbn Abbâs, Gārîbü’l-Kurân, Mesâilü Nâfi b. el-Ezrak, el-Lugat fi’l-Kurân, Kasîdetü medh

Mümtaz bir kişiliğe sahip olan, siyasî ve sosyal olaylar karşısında ilmî otoritesini ve siyasî itidalini daima muhafaza eden Abdullah b. Abbas Halife Hz. Peygamber’in amcasının oğlu, tefsir ve fıkıh ilimlerinde otorite kabul edilen ve çok hadis rivayet edenler arasında yer alan sahabedir. Abdullah b. Abbas’a 656 yılında Hz. Osman tarafından hac emîri tayin edildi. Daha sonra Hz. Ali’nin maiyetinde Cemel ve Sıffîn savaşlarına katıldı. Hakem olayında da Ebû Mûsâ el-Eş‘arî’nin Ali’yi temsil etmesine karşı çıktı. Hâricîler’i ikna etmek üzere Ali tarafından görevlendirildi. Hâricîler karşısında tahkimi savundu, bu olayı bahane ederek Ali’ye karşı gelmemeleri gerektiğini âyetlerle isbata çalıştı. Muâviye’nin vefatından sonra Ali taraftarları Hz. Hüseyin’i Kûfe’ye davet ettiği zaman, Abdullah Kûfeliler’e güvenilemeyeceğini, mutlaka bir yere gidecekse bu yerin Yemen olabileceğini, aksi halde bazı tatsız olaylarla karşılaşabileceğini kendisine hatırlatmışsa da sözünü dinletemedi. Kerbelâ fâciasını haber alınca çok üzüldü ve rivayete göre gözlerini kaybedecek derecede ağladı. Abdullah b. Zübeyr’in halifeliğini ilân ederek Harem-i şerif’i kendisine karargâh edinmesi üzerine, hilâfete Emevîler’den daha lâyık olmasına rağmen Harem-i şerif’i karargâh yapmasına karşı çıktı ve ona biat etmeyerek Tâif’e çekildi.

Hayatı boyunca Müslümanların birlik ve beraberliğini savunan, bunun gerçekleşmesi için zaman zaman yetkilileri uyaran, gerektiğinde eleştiren ve kendisine yapılan halifelik tekliflerine iltifat etmeyen Abdullah b. Abbas, yetmiş yaşlarında iken vefat etti. Kur’ân-ı Kerîm’in inceliklerini anlayıp yorumlaması için Hz. Peygamber’in özel olarak dua ettiği Abdullah b. Abbas’ın tefsir ilmindeki üstünlüğü, daha ilk devirlerden itibaren hemen herkes tarafından kabul edildi. Ayetlerin nüzul sebeplerini, nâsih ve mensuhunu çok iyi bildiği gibi Arap edebiyatına olan vukufu da mükemmeldi. Onun Nâfi‘ b. Ezrak’ın sorularına verdiği doyurucu cevaplar, edebiyattaki üstün mevkiini göstermek için kâfiydi. Bu sebeple ashap devrinden itibaren “Hibrü’l-ümme, Tercümânü’l-Kur’ân” unvanlarıyla anıldı. Abdullah b. Abbas fıkıh ilminde de önemli bir yere sahipti. Dört Abdullah’tan biri sıfatıyla devrinde Mekke’nin fıkıh otoritesi kabul edildi.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Çakan, İsmail L, Eroğlu, Muhammed, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt 1, 1988

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun