Tarihsel Gelişimi Açısından Vehhabilik

Tarihsel Gelişimi Açısından Vehhabilik

Selefilik düşüncesi ile benzerliklerinden ötürü günümüzde ‘Modern Selefilik’ olarak anılan ve 18. yüzyıldan itibaren Arap coğrafyasında dini ve siyasal işlevselliğiyle etkisini hissettiren Vehhâbîlik, Muhammed b. Abdülvehhâb’ın fikir öncülüğünü yaptığı bir mezheptir. Selefilik görüşü kadar İbn Temmiye’nin dine bakış açısının da etkisinde kalan Muhammed b. Abdülvehhâb’ın öncülüğünü yaptığı mezhep mensupları kendilerine Vehhâbî adı verilmesini uygun görmemekle birlikte Hanbelî ya da Ehl-i Hadis gibi isimlerin yanında “Muvahhidûn” veya “Ehlu’t-Tevhîd” gibi isimleri de kullanmaktadırlar.

BEYAZ TARİH / MAKALE

‘Modern Selefîlik’ şeklinde de ifade edilen Vehhâbîlik, XVIII. yüzyılda Arap Yarımadası’nda Muhammed b. Abdülvehhâb  (1703-1792) tarafından temelleri atılan dinî-politik bir harekettir. Günümüzde Suudi Arabistan’ın resmi mezhebi olarak kabul gören Vehhâbî anlayışın bu ülke dışında Mısır, Hindistan, Afganistan ve diğer bazı Müslüman ülkelerde taraftarları bulunmaktadır.

Vehhâbî” ifadesi, mezhebin kurucusu olan Muhammed b. Abdülvehhâb yaşarken muhalifleri tarafından ona ve taraftarlarına verilmiştir. Esasında bu ismi kendileri kabul etmeyip, Hanbelî ya da Ehl-i Hadis gibi isimlerin yanında, daha çok tevhidi öne çıkaranlar anlamına gelen “Muvahhidûn” veya “Ehlu’t-Tevhîd” gibi isimleri kendileri için kullanırlardı. Bununla birlikte İslam dünyasının çoğunluğu tarafından “Vehhâbî” olarak adlandırılmaları, önemli bir realite olarak önümüzde durmaktadır. Son dönemlerde ise, bu hareketin mensupları, Selefiyye adını tercih etmeye başlamışlardır. Bu tercihte muhtemelen, ilk üç neslin dinî tasavvurları ve yaşam biçimlerine dönmeyi talep etmelerinin büyük bir etkisi görülmektedir.1

Vehhâbîler, kendilerini Ahmed b. Hanbel (241/859)’in görüşlerini İbn Teymiyye (728/1327)’nin yorumladığı biçimde devam ettirenler olarak görerek “Biz, itikadda Selef, amelde Hanbelî mezhebindeniz” demektedirler.2 Bu argümanı şu şekilde ifade ederek bizim için biraz daha açarlar; “Esasen Ahmed b. Hanbel, itikad konularında Selef mezhebinin nassı/dinî hüküm ve referansları öne çıkaran grubunu temsil eder. Onun ameldeki yolu da budur. Bu yüzden biz, hem itikadî hem de amelî anlamda Hanbelîyiz; Vehhâbî diye bir şey yoktur. Muhammed b. Abdülvehhâb ise, ilmen ve fiilen bu mezhebi yenileyen bir alimin dışında bir şey değildir” der.3 Kur’an ve hadis metinleri dışında aklî delillere çok az yer veren bir fıkıh metodolojisini uygun bulması dolayısıyla Hanbelî mezhebinden; bu dinî metinlerin yorumunda, naslarda geçen ibarelerin zahirî ve kuru anlamlarını esas alması dolayısıyla da Zâhirî mezhebinden büyük ölçüde etkilendikleri anlaşılmaktadır.4 Bunlarla birlikte Vehhâbîler, itikad ve amelde yeni bir takım esaslar ortaya koydukları için müstakil bir mezhep olarak görülmelidir.

A) Muhammed b. Abdülvehhâb’ın Hayatı

Mezhebin kurucusu olan Muhammed b. Abdülvehhâb, 1115/1703 tarihinde bugünkü Riyad şehrine yakın bir köy olan Uyeyne’de doğdu. İlk tahsilini babası, Abdülvehhâb b. Süleyman’dan aldı. Babası Abdülvehhâb b. Süleyman, ders ve fetva veren, aynı zamanda kadılık yapan alim bir insandı. Hanbelî fıkhı ile Selef mezhebini babasından öğrenen Muhammed b. Abdülvehhâb, küçüklüğünden itibaren Tefsir, Hadis ve Akaid kaynaklarını okumaya ve dinî meseleleri araştırmaya başladı. 

Muhammed b. Abdülvehhâb, daha sonra hac yapmak amacıyla Mekke’ye, ardından Medine’ye gitti. Bu bölgede ilmi faaliyetlere katıldı, burada Abdullah b. İbrahim en-Necdî, Süleyman el-Kürdî ve Muhammed Hayat es-Sindî gibi dönemin önde gelen alimlerinden dersler alarak İbn Teymiyye’nin fikirleri ile karşılaştı ve bu fikirlerden ciddi anlamda etkilendi. Medine’de insanların Hz. Peygamber’in mezarını ziyaret ederken ondan yardım istediklerini görünce, bu tür şeyler onun pek hoşuna gitmedi. Zira bu tür tavır ve davranışların, artık tevhide aykırı olduğu düşüncesinde idi. Ona göre ihtiyaçların sadece Allah’a arz edilmesi ve O’ndan yardım istenmesi gerekiyordu. 

Ardından Basra, Bağdat, Şam, Hemedân ve Isfahan gibi İslam dünyasının önemli şehirlerini gezerek buralarda pek çok alim ve düşünürle tanıştı ve değişik konularda onlarla fikir alışverişinde bulundu. Gençliğinde tasavvufa intisab ettiği görülen Muhammed b. Abdülvehhâb’ın daha sonra İbn Teymiyye’nin fikirlerinin ciddi anlamda etkisi altında kaldığı5 ve bu fikirleri yeniden canlandırma çabası içine girdiği görülür. 1726 yılında memleketine yakın bir yerde olan Hureymila kasabasına gelmiş ve babasının 1740 yılında ölümü üzerine “el-Emru bi’l-Ma’rûf ve’n-Nehyu ani’l-Münker (İyiliği emretme ve kötülüğü yasaklama)” prensibini ilan ederek görüş ve faaliyetlerini artık daha açık ve aktif bir şekilde sürdürmüştür.

Aksiyoner bir kişiliğe sahip olan İbn Abdülvehhâb, memleketi Uyeyne’ye ve arkasından Riyad’a çok yakın bir yer olan Dir’iye’ye gelir. Burada bölgenin emiri olan Muhammed b. Suûd ile 41 yaşında iken alim-emir işbirliğine dayalı siyasal içerikli bir anlaşma imzalayarak Vehhâbî devletinin temellerini atmış olur (1157/1744). Muhammed b. Abdülvehhâb’ın hayatında bu ittifak önemli bir dönüm noktasını oluşturur; zira artık fikirlerini yaymak için sağlam bir siyasal destek bulmuş ve böylece fikirlerini daha rahat bir şekilde savunma ve yayma imkanına kavuşmuş oldu. Bu süreçte İbn Abdülvehhâb, insanların içlerinde bulunduğu şirk ve bid’atlerden kurtulmaları gerektiğini söyler. Bu bağlamda, kendilerine uymayanları, yani ona göre hak dine girmeyenleri kılıçla yola getirmenin gerektiği üzerinde durur; böylece kendi düşünce ve inanışlarını benimsemeyenler üzerinde artık şiddete başvurur. Bu şekilde hareketi için yeni bir dönem başlamış olur. Örnek olarak, mezar ve türbe ziyaretleri ile tasavvuf ve tarikat gibi yapılanmaları çok sert bir şekilde eleştirir; bunların tevhidi bozduğunu, insanları şirke bulaştırdığını söyleyerek, artık kan ve mallarının kendilerine helal olduğu düşüncesiyle onlarla savaşmak gerektiğini söyler. İbn Abdülvehhâb, kısa zamanda etrafına pek çok bedevî kökenli insan toplar, onlarla çevreye kan ve şiddet saçar ve ömrü bu şekilde çetin mücadelelerle geçer.6

B) Vehhâbîliğin Muhammed b. Abdülvehhâb’dan Sonraki Gelişimi

Vehhâbîliğin, kurucu olmakla birlikte karizmatik bir kimliğe de sahip olan Muhammed b. Abdülvehhâb’dan sonraki gelişimi, Vehhâbîlerin siyasal gelişimleriyle hemen hemen aynı paralelde bir gelişme gösterdi. Ayrıca, Vehhâbîliğin ortaya çıkışında Muhammed b. Abdülvehhâb’ın görüş ve faaliyetlerinin dışında daha başka dinamiklerin de ciddi anlamda etkisi görülmektedir. Zira bu noktada sadece Muhammed b. Abdülvehhâb’ın görüş ve faaliyetlerini yeterli görmek, eksik ve yanıltıcı bir bakış tarzı olacaktır. Bu çerçevede özellikle Vehhâbîlerin bedevî karakteri ve içinde bulundukları coğrafi şartlar, bölgede artık yozlaşmış bir din anlayışının yaygın hale gelmesi, bölgenin Osmanlı Devleti tarafından kontrolünde yaşanan zorluk ve aksaklıklar etkili olmuştur. Bu şekilde ortaya çıkan otorite boşluğu, yükselmekte olan Osmanlı aleyhtarlığı ve Türk düşmanlığı üzerine kurulu Arap milliyetçiliği ile birlikte Batılı devletlerin kışkırtmaları gibi gelişmelerin Vehhâbîliğin doğuş ve gelişim sürecinde ciddi anlamda etkili olduğu görülecektir.7

Vehhâbî hareketinin, Muhammed b. Abdülvehhâb’ın ölümünden sonra süreç içerisinde daha da güçlenerek bağımsız siyasal bir güç haline geldiği görülür. Zira Muhammed b. Abdülvehhâb, 1792 yılında öldüğünde Muhammed b. Suûd liderliğindeki yeni Vehhâbî devleti, artık bölgeye iyice yerleşmiş hale gelir. Bu devlet, İbn Suûd’un ölümünden sonra oğlu Abdülaziz döneminde de yeni topraklar elde ederek sınırlarını Basra Körfezi civarına kadar genişletir; bu yeni süreçte Vehhâbîler, bölgede yaşayan Şiîler üzerinde şiddet uygulayarak pek çoğunu öldürürler, Hz. Hüseyin’in türbesi de yağmalanır. Arkasından Mekke ve Medine gibi tüm Müslümanlar için kutsal olarak görülen şehirler, Vehhâbîlerin eline geçer ve bu bölgeler de Vehhâbî şiddetinden nasibini alır. Artık Vehhâbî devleti, başta Arap yarımadası olmak üzere Basra Körfezi çevresini içine alacak biçimde yayılmış bulunuyordu.

Vehhâbî tehlikesinin artık ciddi bir sorun haline geldiğini anlayan Osmanlı Devleti, bu işin çözümünü bu süreçte Mısır valisi olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya havale eder. Mehmet Ali Paşa’nın oğlu Tosun Ahmet Paşa emrindeki ordu, 1812 ve 1813 yıllarında yıllarda Mekke, Medine ve Taif’i bunların elinden kurtarır. Arkasından bizzat kendisi, Abdülaziz b. Suûd’un üzerine yürür ve onu ağır bir yenilgiye uğratır. Vehhâbîliğin böylece ilk dönemi kapanmış olur.

Bu gelişmelerin ardından Suud hanedanından savaştan kaçıp kurtulabilen Türkî b. Abdullah, Necd bölgesinde tekrar faaliyete girişerek Riyad’ı başkent yapıp ikinci Vehhâbî devletini kurmayı başarır. Ardından yine Suûd hanedanından Abdülaziz b. Suûd, 1901’de Vehhâbî devletini daha muntazam biçimde ihya eder. Ayrıca Hindistan’da bulunan İngiliz hükümetinin desteğini de sağlayan İbn Suûd, İngilizler tarafından 26 Aralık 1916 tarihli anlaşma ile Necd, Ahsâ, Katif ve Cübeyl gibi bölgelerin mutlak hükümdarı olarak tanınır. İngilizlerin araya girmesi ve Birinci Dünya Savaşı’nın yenilgiyle sonuçlanması üzerine Osmanlı Devleti, 1918 yılı sonlarında Medine’den çekilir. Böylece Vehhâbîler, 1921 ile 1925 yıları arasında Taif, Mekke, Medine ve Cidde’yi de ele geçirerek Arap Yarımadası’nın tamamına yeniden hakim olurlar. Bu gelişmelerden sonra Abdülaziz b. Suûd, Ocak 1926’da “Necd ve Hicaz Kralı” olarak ilan edilir. Vehhâbî Devleti, İngiltere ile yapılan Cidde Anlaşması gereğince tam bağımsızlığına kavuşur (20 Mayıs 1927). Ardından 18 Eylül 1932 tarihinde Abdülaziz b. Suûd’un unvanını “Arab Suudiyye Kralı” olarak değiştirmesiyle Vehhâbî devleti, günümüzdeki statüsüne ulaşır.8

Bazı araştırmacılara göre bir ihya ve uyanış hareketi olan9 Vehhâbîlik, tarihsel gelişimi açısından olumsuz yönlerinin yanında, Kur’an ve sünnete dönüş gibi dikkat çekici bir çağrıyla, son iki yüzyılda İslam dünyasında yenilikçi ya da gelenekçi pek çok şahsiyet ve hareketi etkilemiştir. İlk olarak Pakistan’ın Peşâver kentinde bir Vehhâbî ayaklanmasının ortaya çıkmasıyla 1830 yılında bir hükümet kurulmuş, ancak bu hükümetin varlığı uzun süreli olmamıştı. Yine Hindistan’da Seyyid Ahmed Barelvî ve Mücâhidiyye hareketi, Bengal’de Hacı Şeriatullah ve Ferâiziyye hareketi, Kuzey Afrika’da Şeyh Muhammed Senûsî ve Senûsiyye hareketi, Yemen’de Muhammed Şevkânî, Mısır’da Muhammed Abduh, Reşîd Rıza ve Suriye’de Abdurrahman Kevâkibî ile özellikle günümüz Afganistan’ında Tâlibân hareketinin, Vehhâbîlik’ten ciddi anlamda etkilendiği anlaşılmaktadır.10 Öyle görünmektedir ki, Selefî düşünce ile şu ya da bu şekilde ilişkisi olan her çevre için Vehhâbîlik hareketi, bir şekilde ilham kaynağı olmuştur.

Vehhâbîlik, günümüzde Suûdî Arabistan’ın resmi mezhebi durumunda olup Arap yönetiminin maddi ve manevi destekleriyle, 1962 yılında Mekke’de kurulmuş olan Râbıta örgütünün yanı sıra ribat adını taşıyan resmi dinî kurumlar eliyle bu katı ve taassup içinde olan din anlayışı, Arap ülkeleri başta olmak üzere, Müslüman toplumların yaşamış olduğu her coğrafyada faaliyetlerini sürdürerek kendisine taraftar bulmaya çalışmaktadır.11 Bu durum ise, günümüz Selefî akımları ile Vehhâbî hareketinin iç içe geçmesine yol açmaktadır.

Sonuç

Selefî anlayış ile önemli ölçüde iç içe olan Vehhâbî hareketi, temel referanslarını hep İbn Teymiyye çizgisindeki Selefî düşünceden almaktadır. Vehhâbîlik’te Ahmed b. Hanbel başta olmak üzere, İbn Teymiyye ile Muhammed b. Abdilvehhab’ın fikirlerinin ciddi bir ağırlığı vardır. Bununla birlikte klasik Selefî düşünce ile bazı ortak noktaları olmakla birlikte Vehhâbî hareketinin özgünlüğünden kaynaklanan kendine has yönlerinin de bulunduğu kabul edilmelidir.

Günümüz Ortadoğu’sunda Suûdî Arabistan yönetiminin öncülük etmiş olduğu Vehhâbî/Selefî grupların, özellikle 2011 yılında Tunus’ta ortaya çıkan hadiselerle başlayan ve kendisine Arap Baharı denilen süreçte Mısır ve Yemen başta olmak üzere, Arap ülkelerinin çoğunda yaygınlaştığı görülmektedir. Selefî hareketlerin bu coğrafyada bu şekilde gelişip yaygınlaşmasında Ortadoğu’nun bir türlü çözülemeyen siyasal sorunları ve sosyal bir takım istikrarsızlıklarının ciddi bir etkisi vardır. Günümüz Suûd yönetiminin gücüne paralel olarak ortaya çıkan gelişmelerden de etkilenen Vehhâbî/Selefî hareket, artık düşünce ve siyaset alanında bir güç olmaya başlamıştır. Fakat dinî metinlerin sadece zahirlerine bağlı kalarak yüzeysel bir tarzda yorumlamaları, bu çerçevede akla, fikir hürriyetine ve hoşgörüye yer vermeyen özelliklerinden dolayı bu bölgede yaşayan Müslümanların çoğunluğu tarafından kabul görmesi zor, hatta imkansız görülmektedir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Dipnotlar

1Sönmez Kutlu, “Çağdaş Dinî Hareketler, Vehhabilik, Kadıyanilik, Babilik-Bahailik”, İslâm Düşünce Ekolleri Tarihi, (Ed. Hasan Onat), Ankara Üniversitesi Uzaktan Eğitim Yay., Ank., 2007, s. 229.

2E. Ruhi Fığlalı, Günümüz İslam Mezhepleri, İzmir İlahiyat Vakfı Yay., İzmir, 2008, s. 189.

3Y. Ziya Yörükân, “Vahhabîlik”, Ankara Üniv. İlahiyat Fakültesi Dergisi, II/4, Ank., 1953, s. 51.

4M. Ali Büyükkara, İhvan’dan Cüheyman’a Suudi Arabistan ve Vehhabilik, Rağbet Yay., İst., 2004, s. 25.

5Fazlur Rahman, Islam, Luzac&Co. Ltd., London, 1966, s. 197.

6Muhammed b. Abdülvehhâb’ın hayatı için bkz., Ahmed Emîn, Zuamâü’l-Islâh fî’l-Asrı’l-Hadîs, Şeriketu Nevâbiği’l-Fikr, Kahire, 1429/2008, s. 10-19; A. Vehbi Ecer, Tarihte Vehhabi Hareketi ve Etkileri, ASAM Yay., Ank., 2001, s. 51-64; Fığlalı, 189-192; Henry Laoust, İslam’da Ayrılıkçı Görüşler, (Çev. E. Ruhi Fığlalı, Sabri Hizmetli), Pınar Yay., İst., 1999, s. 339-341; Natana J. Delong, Wahhabi Islam, From Revival and Reform to Global Jihad, Oxford University Press, Oxford, 2004, s. 7-40; George S. Rentz, The Birth of the Islamic Reform Movement in Saudi Arabia, Arabian Publishing, Cambridge 2004, s. 23-38; Selda Güner, Osmanlı Arabistanı’nda Kıyam ve Tenkil Vehhâbî-Suûdîler (1744-1819), Tarih Vakfı Yurt Yay., İst., 2013, s. 59-126; D. S. Margoliouth, “Wahhabiya”, EI, IV, 1144; Michael Cook-Mustafa Öz, “Muhammed b. Abdülvehhâb”, DİA, XXX, İst., 2005, s. 491-494.

7Bkz., Ecer, “Osmanlı Tarihinde Vehhabi Hareketinin Sebep ve Sonuçları”, IX. Türk Tarih Kongresi, TTK Yay., Ank., 1989, III, 1234-1236; Kutlu, “Çağdaş Dinî Hareketler”, s. 229-230.

8Vehhâbî hareketinin daha sonraki gelişimi için bkz., Ahmed Emîn, 19-26; Ecer, a.g.e., s. 97-167; Fığlalı, 192-195; Zekeriya Kurşun, Necid ve Ahsa’da Osmanlı Hakimiyeti Vehhabi Hareketi ve Suud Devleti’nin Ortaya Çıkışı, TTK Yay., Ank., 1998, s. 17-24; Laoust, 342-346; Rentz, 57-232; Güner, 127-221; Yörükân, 55-58; Sayın Dalkıran, “Târih-i Cevdet’te İslâm Mezhepleri (I)”, Atatürk Üniv. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Der., XX, Erzurum, 2002, s. 225-239; Harun Yıldız, “Selefî Düşünce ile Vehhâbîlik Ekseninde Ortadoğu’yu Düşünmek”, Uluslararası 1. Ortadoğu Sempozyumu Bildirileri, Ankara, 2014, II, 395-399; Sıddık Korkmaz, “Teori ve Pratik Açısından Vehhâbîliğin Siyasi Yönü”, Uluslararası 1. Ortadoğu Sempozyumu Bildirileri, Ankara, 2014, II, 379-383.

9Örnek olarak bkz., Hüsnü Ezber Bodur, Dini İhya Hareketi Olarak Vahhabîliğin Doğuşu, Gelişmesi, Sosyo-Politik ve Ekonomik Neticeleri, (Yayınlanmamış Doktora Tezi), Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Erzurum 1986; Abdülhamid Sıddıkî, “Arabistan, Yemen, Irak, Suriye ve Lübnan’da Rönesans, Muhammed b. Abdülvahhâb ve Hareketi”, (Çev. Lamii Güngören), İslam Düşüncesi Tarihi, (Ed. M. Muhammed Şerif), İnsan Yay., İst., 1991, IV, 241-251.

10Laoust, 347-348, 372-378; Ecer, a.g.e., s. 201-239; Jeffrey T. Kenney, Muslim Rebels Kharijites and the Politics of Extremism in Egypt, Oxford University Press, Oxford, 2006, s. 89-116; Yörükân, 63-64.; Kutlu, “Çağdaş Dinî Hareketler”, s. 238-239.

11Bkz., Kutlu, “Çağdaş Dinî Hareketler”, s. 239; Bodur, “Orta Asya’da Militan İslamcı Hareketler ve Vahhabilik”, Dinî Araştırmalar, Cilt VII, Sayı 20, Ank., 2004, s. 195-204.

 

Kaynakça

Ahmed Emîn, Zuamâü’l-Islâh fî’l-Asrı’l-Hadîs, Şeriketu Nevâbiği’l-Fikr, Kahire, 1429/2008.

Bodur, Hüsnü Ezber, Dini İhya Hareketi Olarak Vahhabîliğin Doğuşu, Gelişmesi,           Sosyo- Politik ve Ekonomik Neticeleri, (Yayınlanmamış Doktora Tezi), Atatürk     Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Erzurum 1986.

                 “Orta Asya’da Militan İslamcı Hareketler ve Vahhabilik”, Dinî Araştırmalar, Cilt VII,   Sayı 20, Ank., 2004, (ss. 195-204).

Büyükkara, M. Ali, İhvan’dan Cüheyman’a Suudi Arabistan ve Vehhabilik, Rağbet Yay.,           İst., 2004.

Cook, Michael-Mustafa Öz, “Muhammed b. Abdülvehhâb”, DİA, XXX, İst., 2005, (ss. 491-     494).

Dalkıran, Sayın, “Târih-i Cevdet”te İslâm Mezhepleri (I)”, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları         Enstitüsü Der., XX, Erzurum, 2002, (ss. 219-252).

Delong, Natana J., Wahhabi Islam, From Revival and Reform to Global Jihad, Oxford   University Press, Oxford, 2004.

Ecer, A. Vehbi, Tarihte Vehhabi Hareketi ve Etkileri, ASAM Yay., Ank., 2001.

                 “Osmanlı Tarihinde Vehhabi Hareketinin Sebep ve Sonuçları”, IX. Türk   Tarih   Kongresi, TTK Yay., Ank.,  1989, III, (ss.  1229-1237).

Fazlur Rahman, Islam, Luzac&Co. Ltd., London, 1966.

Fığlalı, E. Ruhi, Günümüz İslam Mezhepleri, İzmir İlahiyat Vakfı Yay., İzmir, 2008.

Güner, Selda, Osmanlı Arabistanı’nda Kıyam ve Tenkil Vehhâbî-Suûdîler (1744-1819), Tarih     Vakfı Yurt Yay., İst., 2013.

Kenney, Jeffrey T., Muslim Rebels Kharijites and the Politics of Extremism in Egypt,       Oxford University Press, Oxford, 2006.

Korkmaz, Sıddık, “Teori ve Pratik Açısından Vehhâbîliğin Siyasi Yönü”, Uluslararası 1.           Ortadoğu Sempozyumu Bildirileri, Ankara, 2014, II, 377-390.

Kurşun, Zekeriya, Necid ve Ahsa’da Osmanlı Hakimiyeti Vehhabi Hareketi ve Suud        Devleti’nin Ortaya Çıkışı, TTK Yay., Ank., 1998.

Kutlu, Sönmez, “Çağdaş Dinî Hareketler, Vehhabilik, Kadıyanilik, Babilik-Bahailik”, İslâm       Düşünce Ekolleri Tarihi, (Ed. Hasan Onat),  Ankara Üniversitesi   Uzaktan Eğitim          Yay., Ank., 2007, (ss. 229-261).

Laoust, Henry, İslam’da Ayrılıkçı Görüşler, (Çev. E. Ruhi Fığlalı, Sabri Hizmetli), Pınar             Yay., İst., 1999.

Margoliouth, D. S., “Wahhabiya”, EI, IV, (ss. 1144-1145).

Rentz, George S., The Birth of the Islamic Reform Movement in Saudi Arabia, Arabian   Publishing, Cambridge 2004.

Sıddıkî, Abdülhamid, “Arabistan, Yemen, Irak, Suriye ve Lübnan’da Rönesans, Muhammed    b. Abdülvahhâb ve Hareketi”, (Çev. Lâmii Güngören), İslam Düşüncesi Tarihi,    (Ed.     M. Muhammed Şerif), İnsan Yay., İst., 1991, IV, (ss. 241-251).

Yıldız, Harun, “Selefî Düşünce ile Vehhâbîlik Ekseninde Ortadoğu’yu Düşünmek”,       Uluslararası 1. Ortadoğu Sempozyumu Bildirileri, Ankara, 2014, II, (ss. 391-405).

Yörükân, Y. Ziya, “Vahhabîlik”, Ankara Üniv. İlahiyat Fakültesi Dergisi, II/4, Ank., 1953,        (ss. 51-67).

DİĞER MAKALELER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun