Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin Libya/Trablusgarp Cephesi’ndeki Askeri Faaliyetleri

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin Libya/Trablusgarp Cephesi’ndeki Askeri Faaliyetleri

19. yüzyılın sonlarında cadı kazanına dönen Kuzey Afrika topraklarında farklı devletler nüfuz mücadelesi vererek Osmanlı’nın işini zora soktu. Özellikle İtalya’nın Trablusgarp üzerinde yürüttüğü işgal faaliyetleri, Türk subaylarının varlığıyla pekişen yerli halkın direnişi ile her ne kadar içlere girilmesini engellemiş olsa da, Balkan Savaşı’nın patlak vermesi, Osmanlı Devleti’ini Uşi Antlaşması’nı imzalamaya mecbur bıraktı. Bu antlaşma sonrası Osmanlı Devleti Trablusgarp’ı boşaltmış olsa da burayı tümden zihninden çıkartmış değildi. Özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’nin bu bölgede yürüttüğü askeri faaliyetler ve sonuçları önemliydi.

BEYAZ TARİH / MAKALE

19. yüzyılın sonlarında Kuzey Afrika'da İngiltere’nin Mısır’da nüfuzunu yaydığı ve Sudan’ı ele geçirmeye başladığı, Fransa’nın Batı Afrika’da yerleştikten sonra Cezayir ve Tunus’u aldığı, Osmanlı Devleti’nin ise Trablusgarp vilayetinde egemen olduğu görülür.1 1911'de Türk-İtalyan Harbi başladıktan sonra bir kısmı Mısır, diğer kısmı da Fransa ve Tunus yoluyla cepheye gelen Türk subayları, burada Türk-Müslüman savunma cephesini canlandırmışlar ve teşkilatlandırmışlardı.2 İtalyanlar kıyı bölgesini işgal etmekle birlikte, Türk subaylarının varlığıyla pekişen yerli halkın direnişi, İtalyanların içerilere girmesini önlemişti.3 Ancak Osmanlı Devleti, 1912 yılı sonlarına doğru patlak veren Balkan Savaşı nedeniyle İtalyanlarla Uşi Antlaşması’nı imzalamak zorunda kaldı ve Trablusgarp boşaltıldı.4

Uşi Antlaşması Sonrasında Trablusgarp

Trablusgarp’ın İtalyanlara bırakılması karşısında bölgede görev yapan Kurmay Yarbay Enver, Kurmay Albay Neşet, Harbiye Nezareti’ne durumun hassasiyetini bildirerek birtakım tekliflerde bulunmuşlardı.

Enver Bey Başkumandanlığa gönderdiği 27 Ekim 1912 tarihli telgrafında, “.....Barış haberinin Urbana (Arap mücahitlere) duyurulmasının pek tehlikeli olduğunu ve bu yüzden bunu saklamaya mecbur olduğunu, yalnız sahile çıkarılmış silahlara, yolda bulunan erzakın gelmesine ve Adalar Denizi’ndeki savaş hareketlerimize bir zarar vermemek için şimdilik burada savaşa devam etmeyeceğini, bu nedenle işlerin on beş, yirmi gün sürüncemede bırakılmasını özellikle dilediğini" bildirirken,5 Neşet Bey’de, “.....Yerli halkın teslim olması ve itaatlerinin temini için girişimlerde bulunmadık, bulunmak da istemiyoruz. Aksine, kendilerinde savunmanın uzatılmasında kabiliyet gördüğümüz Cebel ve Urfelle ahalisine gizli ve özel teşviklerde bulunuyoruz. Evvelce bildirildiği gibi, para ve erzak yardımı yapacağımızı da vaad ediyoruz." demektedir.6

Bundan sonra Trablusgarp ve Bingazi’deki yerli halk, Osmanlılardan kalan silah ve gönüllü Türk subaylarıyla, liderleri Seyyit Ahmet Şerif Es-Senûsî yönetiminde savaşı sürdüreceklerdir.7

UŞİ

İtalyanlar, Uşi Antlaşması’ndan sonra sadece Trablusgarp’ı işgal ile yetinmiş olsalardı, Senûsîler onlara karşı harekete geçmeyebilirdi. Senûsîler, işgalden önce Bingazi ve Derne limanları sayesinde ürünlerini dış ülkelere ihraç edebiliyorlardı. Libya çölünü ellerinde tutmakla da Mısır ile bağlantılarını sürdürebiliyorlardı. Bingazi limanlarının İtalyanların eline geçmiş olması, Senûsîlerin onlarla çetin bir mücadeleye girmesine neden oldu. Bunun üzerine İtalyanlar, Seyit Ahmet’in yeğeni İdris ile anlaşarak ona silah ve para yardımı yaptılar, kendisine Bingazi üzerinde bazı haklar tanıdılar.8 Seyyit Ahmet ise kendi çıkarları Türklerle beraber olmayı gerektirdiğinden, ordusunu Enver Paşa’nın kumandasına tevdi etti.9 Osmanlı Harbiye Nezareti’ne bağlı Teşkilât-ı Mahsûsa’nın (Umûr-ı Şarkiyye Müdîriyyeti) bölgedeki harekâtı yönetmesi bu tarihlerden sonra olacaktır.

Birinci Dünya Harbi’nde Trablusgarp ve Birinci Kanal Seferi

Birinci Dünya Harbi sırasında Almanya’nın 2 Ağustos 1914 tarihli Türk-Alman İttifak Antlaşması ile Osmanlı Devleti’nden beklediği, Mısır’da İngiltere'yi, Kafkasya’da Rusya’yı durdurması, Avrupa Cephesi’nde Rusya’ya karşı yardımda bulunmasıydı. Ayrıca, Osmanlı padişahının halifelik nüfuzundan yararlanarak bu yolda halkı Müslüman olan İngiliz sömürgelerinde isyanlar çıkartarak İngiltere’nin batı cephesini sömürge askerleri ile takviyesine mani olmaktı.10 Nitekim 11 Kasım 1914 tarihindeki harp ilanına müteakip11 14 Kasım 1914'te Osmanlı sultanı tarafından ‘Cihâd-ı Ekber’ ilan edildi.12 Müteakiben 4'üncü Ordu Komutanı olarak görevlendirilen Cemal Paşa Kanal-Mısır seferinin sorumluluklarını üzerine aldı.13

Enver Paşa, Mısır’daki İngiliz varlığına karşı Senûsîler ile işbirliğini sağlamanın tek yolunun Ahmed Senûsî için bir tehdit oluşturmayan Osmanlı ajanlarını Trablusgarp'a göndermek olduğuna karar verdi. Bu nedenle Teşkilât-ı Mahsûsa'da çalışmış olan küçük kardeşi Nuri (Killigil) Bey'i görevlendirdi.14 Yüzbaşı Nuri Bey, Kuzey Afrika’da hem İtalyanlara hem de İngilizlere karşı yapılacak harekâtı yürütmekle görevlendirildi. Nuri Bey, yanında Binbaşı Cafer el Askeri olduğu hâlde 21 Şubat 1915’te Bingazi’nin Tobruk-Sollum arasındaki Defne kıyılarına çıktı.15 O sırada yüzbaşı rütbesinde olan Nuri Bey’e Trablusgarp’a ulaştıktan sonra “Fahri Ferik” (Tümgeneral) rütbesi verilmiştir.16

Nuri Paşa ilk iş olarak Senûsî lideri Seyyit Ahmet ile görüştü. Senûsî lideri İngilizlere yaptığı gibi bazı şartlar ileri sürdü. Çünkü bu sırada İtalyan ve İngiliz hükümetleri onlara dini imtiyazlar vaat ederek kendi taraflarına çekmeye çalışıyorlardı.17

2-3 Şubat 1915 gecesi icra edilen Birinci Kanal Seferi’nin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine Osmanlı tarafında Çöl Kumandanlığı teşkil edildi ve Albay von Kress, Çöl Kumandanlığına atandı.18 Kanal seferindeki başarısızlık, İngiliz propagandalarına güç kazandırdı.19 Nitekim Hicaz Emiri Şerif Hüseyin ile İngiliz Yüksek Komiseri McMahon görüşmesi, Şerif ile İngiltere’nin Osmanlı Hükümeti’ne karşı ittifakıyla sonuçlandı.20

Afrika Grupları Kumandanlığının Teşkili ve Senûsî-İngiliz Gerginliğinin Artması

Seyyit Ahmet ve Senûsîleri Mısır’a karşı harekete geçirmede en etkili neden, 1915 yazında Alman denizaltılarının Bingazi sahillerinde görünmesi oldu21 Mısır için hazırlıklar yapılırken İstanbul’da Teşkilât-ı Mahsûsa’dan kurulan mürettep bir piyade taburu, bir Alman denizaltısı (U-35) ile 22 Ekim 1915’te Sollum batısında karaya çıktı. Nuri Paşa subaylarını Senûsî lideriyle tanıştırdı ve “komutan olarak yalnız kendisinin olduğunu ve emirlerinin aynen uygulanmasını” istedi. Türk ordusunun ikinci kez Mısır’a karşı yapacağı Kanal Harekâtı’na batıdan Senûsîlerle yürümek için, yapılan çalışmalar sonunda Senûsî kuvvetlerinin genel komutanlığa bağlı 9 piyade taburu ve bir menzil komutanlığından ibaret bir kuruluş hâline getirildiği anlaşılmaktadır. Trablusgarp'a gelen subay ve astsubaylar, kabilelerden sağlanan mücahitlerin başına getirildi.22

Bu arada Almanlar da boş durmuyorlardı. Trablusgarp’ta Alman nüfuzunun artmasından hoşlanmayan Enver Paşa, Senûsîlerin bağımsız bir devlet kurmalarından korkuyordu. Trablusgarp ve Bingazi’yi tekrar Osmanlı topraklarına katmayı amaçlayan Enver Paşa, bu nedenle kardeşi Nuri Paşa’dan Almanların Senûsîlerle irtibat kurmalarını önlemesini istedi. Diplomatik yollardan amacına ulaşacağına inanan Şeyh Ahmet Senûsî ise bir yandan İngilizlerle savaşmak istemiyor, diğer yandan da Türk ve Alman yardımının kesilmemesi için Mısır üzerine harekete geçebileceğine dair ümit vermekten geri kalmıyordu.23

Kasım 1915’te ortaya çıkan olaylar, Şeyh Senûsî’yi İngiltere’ye karşı harekete geçmeye zorlamıştır. İngiliz Kraliyet donanmasından Tara kruvazörü Sollum açıklarında bir Alman denizaltısı tarafından batırıldı, bir gün sonra denizaltılar Sollum mevkiinde bulunan İngiliz karakol mevzilerini topa tuttular. Bir yük nakliye gemisi Bingazi sahillerinde batırıldı. Sollum’da bulunan askerî kıtaların çadırları topa tutuldu.24

Bu şekilde başlayan savaşta başlangıçta önemli başarılar elde edilmiş olsa da İngiliz uçak ve zırhlı araçlarının devreye girmesiyle Senûsî kuvvetleri ağır yenilgiler aldılar.25 Cafer Askerî yaralı olarak esir edildi ve Mısır’daki Meadi Esir Karargâhına götürüldü.26 Nuri Paşa’nın öldüğü bildirilmişse de bu haberin doğru olmadığı daha sonra anlaşıldı.27 Yeni karargâhını Mısrata’da kuran Nuri Paşa, Seyyit Ahmet kuvvetleri yanındaki Türk subaylarını da Mısrata’ya aldı.28

Seyyit Ahmet’in İngilizler karşısında yenilmesi ile sonuçlanan girişim Seyyit İdris’i güçlendirdi. İngilizler kendisini Senûsîlerin lideri olarak tanıdılar.29 Osmanlı Hükümeti bu sefer Süleyman El Bârunî’yi Trablusgarp valisi olarak tayin etti. Bârunî, Teşkilât-ı Mahsûsa elemanlarından Hüsameddin (Ertürk) Bey ile birlikte, 26 Eylül 1916’da Avusturya’nın Pola Limanı’ndan Trablusgarp’a doğru hareket etti.30 Yanında Binbaşı Abdurrahman Nafiz (Gürman) Bey’de bulunuyordu.

İkinci Kanal Seferi, Bölgedeki Yerel Güçler Arasındaki Anlaşmazlık

Bu dönemde Almanlar, İngilizlerin Mısır’daki birliklerini Avrupa cephesine göndermeye başlamaları karşısında saldırının temmuz ayında yapılmasının mahzurunu dikkate almayarak Kanal’a taarruz etmeye karar vermişlerdi.31 Ancak 23 Nisan 1916’da başlayan İkinci Kanal Seferi de başarısızlıkla sonuçlandı, Ocak 1917’e gelindiğinde İngilizler Türkleri Sina Çölü’nün tamamen dışına itip Filistin kapılarına dayanmışlardı.32

İngilizlerle Senûsi kuvvetleri arasında geçen harekât, Mısır’ın batı hududunda sona ermekle birlikte bundan sonraki harekâtların ağırlığı batıya kaymıştı. İtalyanlara karşı mücadeleyi sürdüren mücahit grupları arasında ise birlik ve beraberlik yoktu.33 Mısrata’ya egemen olan Ramazan Bey ile Nuri Paşa arasında sürtüşme söz konusu idi. Ramazan Bey’in Osmanlı Devleti’nden gelen takviyenin yolu üzerinde bulunan yerlerden haraç ve vergi almakta olduğu aşikârdı. Nuri Paşa kuvvetleri için gönderilen yüklü miktardaki altını ele geçirdi ve Nuri Paşa tarafından istenen takviye kuvvetlerini göndermeyi reddetti.34

Şehzade Osman Fuat'ın Afrika Grupları Kumandanlığı’na Atanması

Nuri Paşa’nın Kafkas İslam Ordusu Komutanlığı’na atanarak Trablusgarp’tan ayrılmasından sonra Şehzade Osman Fuat Efendi’nin Trablusgarp’a gönderilmesine karar verildi. Osman Fuat Efendi, asıl rütbesi “Süvari Miralayı” iken kendisine paşalık verilmek suretiyle terfi ettirilen İshak Paşa ile Afrika’daki bütün birliklere kumandan olarak gönderildi.35 Beraberindeki 60 Türk subayı ile Trablusgarp’a ulaşan Osman Fuat, Mondros Mütarekesi’ne kadar İtalyanlara karşı sürdürülen mücadelenin liderliğini yaptı.36 Ama yine de İngiliz ve İtalyanlarla anlaşmış olan Seyyit İdris karşısında bir başarı sağladığı söylenemez. Senûsîlerin liderliğini üstlenen Seyyit İdris bu mücadelede galip gelse de bunun avantajlarını da İngilizler kullandı.37

EYSA
Şehzade Osman Fuat Efendi

Şehzadenin Afrika Grupları Kumandanlığı’na gelişini hiç de hoş karşılamayan İtalyanlar, cephe kesimindeki hava kuvvetlerini takviye ettiler, tayyarelerden atmış oldukları beyannamelerle bölge halkı üzerinde tesir yaratmak istedilerse de başarılı olamadılar.38 1918 Temmuz başından itibaren kıyıların Alman denizaltılarıyla dövülmesi sonucunda İtalyanların denizden nakliye ve haberleşme imkânları ortadan kaldırıldı.39

Temmuz 1918’de Sultan V. Mehmet Reşat ölünce yerine VI. Mehmet Vahideddin geçti. O günlerde de Seyyit Ahmet Şerif Osmanlı’ya doğru yola çıkmıştı.40 Padişahın kılıç kuşanma törenine katılan ve iki ay boyunca İstanbul'da kalan Ahmet Şerif, 5 Kasım 1918’de Mudanya’ya gemi ile gönderildi.41

Savaş sona ermeden çok kısa bir süre önce Enver Paşa, Şehzade Osman Fuad’a bir talimat göndermişti. Bu talimatta; kendisinden Seyyit İdris ile iyi geçinmesi istenilmekteydi. Ayrıca İdris adına Mısrata’ya cephane gönderildiği, daha evvel Sirt’teki Grup Komutanlığı’na gönderilmiş olan Abdülkadir Bey’e de 1500 lira verildiği bildirilmekte ayrıca bugüne kadar Senûsîlerle cereyan etmekte bulunan ilişkilerin hangi safhaya erişmiş olduğunun bildirilmesi istenmekte idi.

Osman Fuad, Enver Paşa’nın bu talimatını almadan önce, Harbiye Nezareti’ne çektiği telgrafta, "rahatsızlığından dolayı gelecek denizaltı ile İstanbul’a dönmek" için izin istedi ve yine 26 Ekim’de, ‘dönüşü için gelecek denizaltının Afrika’dan doğruca Pola’ya hareketinin sağlanmasını’ bildirdi. Oysaki o tarihte İstanbul’da hükümet istifa etmiş, Enver Paşa’da Harbiye Nazırlığı’ndan çekilmişti. Yeni bir kabine kurulmuş ve Ahmet İzzet Paşa Sadrazamlık ve Harbiye Nezareti’ni üzerine almıştı. 31 Ekim’de her ne kadar bir Alman denizaltısı Mısrata kıyılarına gelmişse de Pola’ya dönmeden İspanya’ya gideceği anlaşıldığından, Osman Fuad ve yanındakilerin İstanbul’a dönmesi mümkün olmadı.42

Mondros Mütarekesi'nden Sonra Trablusgarp'ta Ortaya Çıkan Gelişmeler

Mondros Mütarekesi’nin 17, 18 ve 19'uncu maddeleri bölgeyi ilgilendiren hususları içermekteydi. Buna göre; Trablusgarp ve Bingazi’deki tüm Türk subaylarının en yakın İtalyan garnizonuna teslim olmaları, teslim olma buyruğuna uyulmaz ise Osmanlı’dan bu subaylara ikmal gönderilmemesi ve kendileriyle haberleşmenin kesilmesi, Mısrata’yı da kapsamak üzere Trablus ve Bingazi’de işgal edilen tüm limanların en yakın müttefik garnizonuna teslimi, denizci, asker ve sivil tüm Almanların ve Avusturyalıların bir ay içinde Türk ülkelerinden çıkartılması şartlarını taşımaktaydı.43

Mondros Mütarekesi’nin yürürlüğe girmesiyle birlikte Teşkilât-ı Mahsûsa tasfiye edilmişti. Hariciye Nezareti tarafından Harbiye Nezareti’nden Teşkilât-ı Mahsûsa evrak ve dosyalarıyla birlikte, nerelerde ve kimler vasıtasıyla çalıştığı ve ne gibi sonuçlar elde edildiğine dair ayrıntılı bir rapor gönderilmesi istendi.44 Diğer taraftan Şehzade Osman Fuad, komutayı İshak Paşa’ya teslim ederek Tunus’a geçti. 26 Haziran 1919’da Napoli’ye hareket eden Türk kafilesi, 7 Ekim 1919’da İstanbul’a ulaşabildi. 45

Mondros Mütarekesi imzalanınca cephelerdeki savaşların durdurulması emredilmişti. Bu durum karşısında Trablusgarplılara bağımsızlıklarını savunma güç ve imkânı kazandırmak gerekiyordu. Bu konuda büyük çaba sarf eden Yarbay Abdurrahman Nafiz, Trablusgarp’ta bir cumhuriyet idaresi kurulması fikrini savunuyordu.46 Nitekim Kasım 1918’de Trablusgarp Cumhuriyeti ilan edildi. İtalya 1919’da bu cumhuriyetin iç otonomisini tanıdı. İtalya 25 Ekim 1920 tarihli er-Recime Antlaşmasıyla Seyyit İdris’in işgal edilmemiş bölgede egemenliğini tanıdı. Ancak bu antlaşmalar İtalyan parlamentosunca onaylanmadı. İtalyanlar bir yandan da kabile başkanlarının arasını açmaya çalışıyorlardı. Bu koşullar altında Aralık 1921’de Garyan’da yapılan aşiret liderleri toplantısında Libya’nın muhtelif bölgelerinin birleşmesi tezi benimsendi.

Libya’da birleşme eğilimleri baş gösterdiğinde İtalya’da yeni bir rejim kurulmuştu (Ekim 1922). Mussolini önderliğindeki yeni hükümette Libyalılara karşı savaş hazırlıkları baş gösterince Seyyit İdris Mısır’a sığındı ve 1943 yılında İngilizlerin bölgeyi ele geçirmesine kadar Mısır’da kaldı. Bingazi’de liderlik, akrabalarına geçti. Askerî komuta ise Ömer Muhtar'ın elinde kaldı.47 Libya’daki İtalyan işgaline karşı bu mücadeleyi Ömer Muhtar uzun yıllar sürdürmüş, ancak sonunda İtalyanlar tarafından ele geçirilerek idam edilmiştir.48

Sonuç

Birinci Dünya Harbi sırasında Kuzey Afrika sahasında yer alan belli başlı tarikatlar arasındaki nüfuz kazanma mücadelesi, aralarında büyük rekabet yaratmıştı. Batılı güçlerin müdahaleleri bu rekabeti körüklemiş olduğundan, Cezayir ve Fransız Sahrasında yayılmış olan tarikatların Senûsîlere karşı çıktığı, doğrudan ya da vasıtalı bir şekilde Fransızlara yardım ettikleri görüldü. Senûsîler ise arazilerini genişletme arzuları adına İtalyanlara karşı verdikleri mücadeleyi Trablusgarp Harbi sonrasında da sürdürmüşler, bir taraftan Türklerin desteğini kabul ederek “İttihâd-ı İslam” hareketini desteklemişler, diğer taraftan da İngilizlere karşı ihtiyatlı bir politika izlemişlerdir. Ama bir süre sonra Alman iş birliğiyle Mısır’ın batı hududunda gerçekleştirilen operasyonlar Şeyh Senûsî’yi İngilizlere karşı harekete geçirmeye mecbur kıldı.

Alman denizaltılarıyla Kuzey Afrika kıyılarına taşınan Teşkilât-ı Mahsûsa’ya bağlı zabitan ve neferler Mondros Mütarekesi imzalanıncaya kadar faaliyetlerini sürdürdüler. Bu faaliyetlerin en önemli sonucu, İtilaf devletlerinin yüz binden fazla askerinin burada tutularak Almanya’nın çıkarlarına hizmet edilmiş olunmasıdır. Bununla birlikte Anadolu hareketinden sonra bu topraklarda güç kazanacak bağımsızlık fikrinin yeşermesinde, emperyalizme karşı verilecek mücadelede öncü bir rol üstlenmişlerdir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Dipnotlar

1Numan Hazar; “Türklerin Afrika İle İlişkilerinin Kısa Tarihçesi”, Türkler, C: 13, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, 2002, s. 118.

2Celal Tevfik Karasapan, Libya-Trablusgarp, Bingazi ve Fizan, Resimli Posta Matbaası, Ankara, 1960, s. 206.

3William Hale, 1789’dan Günümüze Türkiye’de Ordu ve Siyaset, Hil Yayınları, Ocak 1996, s. 47.

4Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, VI ncı Cilt, Hicaz, Asir, Yemen Cepheleri ve Libya Harekâtı 1914-1918, Gnkur. Basımevi, Ankara, 1978, s. 7-8.

5Atatürk İle İlgili Arşiv Belgeleri (1911-1921 Tarihleri Arasına Ait 106 Belge), Başbakanlık Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayınları, Ankara, 1982, s. 2-3.

61911-1912 Osmanlı-İtalyan Harbi, Genelkurmay ATASE Bşk.lığı Yayınları, Ankara, 1981, s. 417-419.

7Hale Şıvgın, Trablusgarp Savaşı ve 1911-1912 Türk - İtalyan İlişkileri, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 2006,  s. 144. 

8M.Metin Hülagu, Pan-İslamist Faaliyetler 1914-1918, Boğaziçi Yayınları, İstanbul, Ocak 1994., s. 160-161.

9Hüsameddin, Senûsîler ve Garb-i Mısır, (Osmanlıca olan eser, Karargâh-ı Umûmî İstahbarât Şubesi’ne Memur Erkân-ı Harbiye-i Bahriye’den Hüsameddin tarafından, Tımes gazetesinin Tarih-i Harbi’nden tercüme edilmiştir.) Matbaa-i Âmire, İstanbul, 1332 (1916)s. 11.

10Veli Yılmaz, 1. Dünya Harbi’nde Türk-Alman İttifakı ve Askeri Yardımlar, İstanbul, 1993, s.69.

11Osmanlı Belgelerinde Birinci Dünya Harbi I, Başbakanlık Devlet Arşivleri Yayınları, İstanbul, 2013, s.90.

12Fahri Belen, Birinci Cihan Harbinde Türk Harbi 1914 Yılı Hareketleri, Gnkur. Basımevi, Ankara, 1964, s.76.

13Kress von Kressenstein, Türklerle Beraber Süveyş Kanalına, çev. Emekli Yüzbaşı Mazhar Besim Özalpsan, Askerî Matbaa, İstanbul, 1943, s. 13.

14Stanford J.Shaw, The Otoman Empire In World War I, Volume 2, Triumph and Tragedy November 1914-July 1916, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2008, s. 1748.

15Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi Hicaz, s. 111.

16MSB Lodumlu Arşivi, Nuri Killigil’in Şahsi Dosyasından.

17ATASE, BDH, K: 1849. D: 103, F: 1-121.

18Ali Fuad Erden, Birinci Dünya Savaşı’nda Suriye Hatıraları, İstanbul, 1954, s. 73.

19Fahri Belena.g.e., s. 81-82.

20Hasan Kayalı, Jön Türkler ve Araplar, çev. Türkan Yöney, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul, 1998, s. 214.

21Hüsamedddin, a.g.e., s. 21.

22Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi Hicaz, s. 112 - 113.

23İsrafil Kurtcephe, Türk-İtalyan İlişkileri (1911-1916), Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1995, s. 252.

24Hüsameddin, a.g.e., s. 21-22.

25Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi Hicaz...., s. 661.

26BAO, HR. SYS. D.: 2198, G.: 20, 9 Ağustos 1332. ( Miladi 22 Ağustos 1916)

27Hüsameddin, a.g.e.,  s. 36 - 37.

28Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi Hica...z, s. 668 - 672.

29Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi Hicaz..., s. 680.

30 İsrafil Kurtcephe, a.g.e., s. 253-256.

31Birinci Cihan Harbinde Türk Harbi, 1916 Yılı Hareketleri, C.III, Gnkur. Basımevi, Ankara, 1965, s. 204.

32İsmet Üzen, I. Dünya Harbinde Sina Cephesi ve Çöl Hatıraları, Selis Kitaplar, İstanbul, Kasım 2007,  s.30.

33İsrafil Kurtcephe, a.g.e., s. 256.

34The Arab Bulletin, (Bulletin Of The Arab Bureau In Cairo, 1916-1919), Cambridge Archive Editions, 1986, Cilt:III, No:75, s. 523-524.

35Orhan Koloğlu, Mustafa Kemal’in Yanında İki Libya’lı Lider/Ahmet Şerif-Süleyman Baruni, Libya Ankara Halk Bürosu Kültür Merkezi Yayını, Ankara, 1981. s. 2-4.

36İsrafil Kurtcephe, a.g.e, s. 256. n Kuva-yı Milliye'ye Kahraman Bir Türk Subayının Anıları (haz. Mehmet Hastaş), Timaş Yayınları, İstanbul, 2009, s. 9.

37BOA, HR. SYS. D: 201, G: 35.

38ATASEK: 1866, D: 166, F: 8.

39ATASEK: 1897, D: 84, F: 1., Tanîn, 28 Temmuz 1334 (28 Temmuz 1918).

40Orhan Koloğlu, a.g.e., s. 6-7.

41İkdam, 6 Teşrîn-i sânî 1918.

42Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi Hicaz....., s. 723-725.

43İsmail Soysal, Türkiye’nin Siyasal Andlaşmaları, Türk Tarih Kurumu Yayınları, C.I, Ankara, 1989, s.13-14.

44MSB Lodumlu Arşivi, Hüsameddin Ertürk’ün şahsi dosyası.

45Metin Ayışığı, “Osman Fuad Efendi”, Tarih ve Medeniyet, Ocak 1997, s. 42-43.

46Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi Hicaz, s. 726.

47Türkkaya Ataöv, Afrika Ulusal Kurtuluş Mücadeleleri, Ankara Üniversitesi Yayını, Ankara, 1975, s.103-104.

48F.Rezzan Ünalp, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'ya Yönelik Askeri Faaliyetleri, Genelkurmay ATASE D.Bşk.lığı Yayınları, Ankara, 2014, s.127-129.

 

 

Kaynakça

Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı Arşivi, Birinci Dünya Harbi Koleksiyonu.

Başbakanlık Osmanlı Arşivi,

Milli Savunma Bakanlığı Arşivi.

1911 --1912 Osmanlı-İtalyan Harbi; Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, Ankara, 1981.

AKSOLEY, İhsan, Teşkilat-ı Mahsusa'dan Kuva-yı Milliye'ye Kahraman Bir Türk Subayının Anıları (haz. Mehmet Hastaş), Timaş Yayınları, İstanbul, 2009.

The Arab Bulletin (Bulletin Of The Arab Bureau In Cairo, 1916 - 1919), Cambridge Archive Editions, 1986.

ATAÖV, Türkkaya, Afrika Ulusal Kurtuluş Mücadeleleri, Ankara Üniversitesi Yayınları, Ankara, 1975.

AYIŞIĞI, Metin, “Osman Fuad Efendi (Trablusgarb Harbi ve Harpte Bir Osmanlı Şehzadesi)”, Tarih ve Medeniyet, İstanbul, Ocak 1997.

BELEN, Fahri; Birinci Cihan Harbinde Türk Harbi, 1914 Yılı Hareketleri, Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1964.

Birinci Cihan Harbinde Türk Harbi 1916 Yılı Hareketleri, C.III, Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1965.

Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi; VI ncı Cilt, Hicaz, Asir, Yemen Cepheleri ve Libya Harekâtı 1914 - 1918, Gnkur. ATASE Bşk.lığı Yayınları, Ankara, 1978.

ERDEN, Ali Fuat, Birinci Dünya Savaşı’nda Suriye Hatıraları, İstanbul, 1954.

HALE, William, 1789’dan Günümüze Türkiye’de Ordu ve Siyaset (çev. Ahmet Fehmi,  Hil Yayınları, Ocak 1996.

HAZAR, Numan; “Türklerin Afrika İle İlişkilerinin Kısa Tarihçesi”, Türkler, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, 2002.

HÜLAGU, M.Metin; Pan-İslamist Faaliyetler 1914-1918, Boğaziçi Yayınları, İstanbul, Ocak 1994.

HÜSAMEDDİN (Mütercimi), Senûsîler ve Garb-i Mısır (Osmanlıca), Matbaa-i Amire, İstanbul, 1332.

KARASAPAN, Celal Tevfik; Libya-Trablusgarp, Bingazi ve Fizan, Resimli Posta Matbaası, Ankara, 1960.

KAYALI, Hasan, Jön Türkler ve Araplar (çev. Türkan Yöney), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul, Ağustos 1998.

KOLOĞLU, Orhan, Mustafa Kemal’in Yanında İki Libya’lı Lider/Ahmet Şerif-Süleyman Baruni, Libya Ankara Halk Bürosu Kültür Merkezi Yayını, Ankara, 1981.

KRESSENSTEIN, von Kress, Türklerle Beraber Süveyş Kanalına (çev. Mazhar Besim Özalpaslan), Askeri Matbaa, İstanbul, 1943.

KURTCEPHE, İsrafil; Türk - İtalyan İlişkileri (1911-1916), Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1995.

Osmanlı Belgelerinde Birinci Dünya Harbi I, Başbakanlık Devlet Arşivleri Yayınları, İstanbul, 2013.

SHAW, J.Stanford, The Otoman Empire In World War I, Volume 2, Triumph and Tragedy November 1914-July 1916, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2008.

SOYSAL, İsmail; Türkiye’nin Siyasal Andlaşmaları, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Cilt: I, Ankara, 1989.

ŞIVGIN, Hale, Trablusgarp Savaşı ve 1911-1912 Türk - İtalyan İlişkileri, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 2006.

The Arab Bulletin (Bulletin of the Arab Bureau in Cairo, 1916-1919), Cambridge Archive Editions, 1986, Cilt:III, No.75.

ÜNALP, F.Rezzan, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'ya Yönelik Askeri Faaliyetleri, Genelkurmay ATASE D.Bşk.lığı Yayınları, Ankara, 2014.

ÜZEN, İsmet; I. Dünya Harbinde Sina Cephesi ve Çöl Hatıraları, Selis Kitaplar, İstanbul, Kasım 2007.

YILMAZ, Veli, 1. Dünya Harbi’nde Türk-Alman İttifakı ve Askeri Yardımlar, İstanbul, 1993.

DİĞER MAKALELER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun