Karlofça Antlaşması ile Neden Gerileme Dönemi Başlatılır?

Karlofça Antlaşması ile Neden Gerileme Dönemi Başlatılır?

Karlofça Antlaşması Osmanlı Devleti’nin 1683 yılında başlayan II. Viyana Kuşatması ve sonrasında Batı’da Osmanlı’ya karşı oluşturulan Kutsal İttifak Savaşlarının siyasal bir sonucudur. Osmanlı tarihi için çok önemli bir dönüm noktası olan antlaşma klasik tarih anlatımlarında gerileme döneminin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Peki bu ifade ne kadar doğrudur? Karlofça Antlaşması ile neden gerileme dönemi başlatılmalıdır? Antlaşma ile Osmanlı Devleti’nin yaşadığı kayıplar nelerdir? Makalede bu ve benzeri sorulara cevaplar verilmiştir.

BEYAZ TARİH \ MAKALE

XVII. yüzyıl Osmanlı klâsik düzeninden kopmaların yaşandığı, içte ve dışta bir takım problemlerin ortaya çıktığı dönemdir. Nitekim padişahlar ve devlet adamları bu bozulmanın farkına vararak, kötü gidişatı durdurmaya yönelik faaliyetler ile “Kanun-ı kadim” i geri getirmeye çalışmışlardır. Bu noktada yüzyılın ikinci yarısında (1656) göreve getirilen Köprülüler hanedanı ile devlette önemli bir toparlanma sürecinin yaşandığı söylenebilir. Bu durum devletin kendine olan güvenini arttırdı ve 150 yıl önce alınamayan Viyana’nın alınabileceği hissini oluşturdu. Ancak bu kuşatma Osmanlı Devleti için adeta sonun başlangıcı oldu. Nitekim bu olayla birlikte başlayan süreç Osmanlı tarihinde telafisi olamayan kayıpların yaşanmasına neden oldu. Bu sebeple II. Viyana Kuşatması Osmanlı siyasi ve askeri tarihinde olduğu kadar Avrupa tarihi için de önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. II. Viyana Kuşatmasında yaşanan başarısızlık Osmanlı Devleti’nin gerilemeye başladığı tarih olarak gösterilmektedir. Nitekim 1526 yılında Mohaç Meydan Muharebesi ile başlayan Osmanlı-Avusturya ilişkilerinde bu tarihe kadar askerî üstünlük Osmanlı Devleti’ne aittir. Ancak Viyana önlerinde yapılan meydan savaşı sonrasında Osmanlı Devleti ile Avusturya arasındaki mevcut kuvvet dengeleri bozularak, dengeler Habsburg Hanedanı lehine geçti. Fakat Osmanlı için işler bu kadar kolay bitecek gibi değildir. Nitekim kuşatmadan sonra Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’daki eyaletleri ilk anda bir kargaşalık, iktisadî çöküntü ve asayişsizlik içinde kaldı. Orduda yaşanan bozgun ile birlikte gelen problem merkezi idarenin kontrolünü ortadan kaldırdı. Osmanlı Devleti’nde yaşanan bu iç sorunların yanı sıra,  kuşatma sonrasında Osmanlıları Avrupa’dan atma zamanının geldiğini düşünen Papa’nın teşviki ile 1684 yılında Linz’de bir kutsal ittifak oluşturuldu. İttifaka Lehistan, Avusturya, Venedik ve Rusya katıldı. Bu şekilde II. Viyana Kuşatmasının siyasi sonucu olarak ortaya çıkan ve yaklaşık 16 yıl kadar sürecek olan “Kutsal İttifak Savaşları” başladı.  Bu süre içerisinde alınan bir takım başarılara rağmen 1697 yılında Zenta’da alınan bozgun sonun başlangıcı oldu. Bu yenilgi Osmanlı kuvvetlerinin Ankara Savaşı’ndan sonra aldığı en büyük bozgun olup, padişahın ve tüm ordunun moralini bozdu. Yine Osmanlı kuvvetlerinin Venedik, Lehistan ve Rus cephelerinde de kısmi başarılar dışında, başarı gösterememesi ve alınan yenilgiler devlet erkânı arasında bir barış yapılarak devleti ve orduyu toparlama düşüncesini oluşturdu.

Karlofça Antlaşması’nın İmzalanması ve Osmanlı Tarihi’ndeki Önemi

1683 yılında başlayan ve 16 yıl süren savaşlar Osmanlı Devleti’nde çok önemli iktisadi problemlerin yaşanmasına neden oldu. Bütün bunların yanı sıra Zenta’da alınan tarihi yenilgi ve ordunun toparlanmasında yaşanan sıkıntılar, devlet erkânı arasında artık Tuna’nın öte yakasındaki toprakların geri alınamayacağı düşüncesini oluşturdu. Savaşın en önemli aktörlerinden birisi olan Avusturya ise İspanya veraseti sebebiyle Fransa ile çıkması muhtemel yeni bir savaş öncesinde barıştan yana bir politika takip ediyordu. Aynı düşünce savaşlardan pek fazla umduğunu bulamayan Venedik için de geçerli olup, Avusturya’ya uyarak barış yapmak istiyordu. Rusya ve Lehistan ise istedikleri yerleri alamadıkları için savaşın devam etmesini istiyorlardı. Ancak bu iki devlet de barışa pek gönüllü olmasalar da yalnız kalacakları düşüncesi ile belli şartlar ileri sürerek barış yapmayı kabul etti. Bu şekilde uzun süren görüşmeler sonucunda Osmanlı tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olan antlaşma için tarafsız bir bölge olarak Sirem bölgesindeki Karlofça kasabası seçildi. Antlaşma için devletlerin arasını bulanlar İngiltere ve Hollanda iken, Fransa antlaşmanın imzalanmaması için uğraştı ise de başarılı olamadı. Karlofça’da Osmanlı Devleti’ ni sadrazam Amcazâde Hüseyin Paşa’nın sadaretinde Reisülküttap Rami Mehmet Paşa temsil ederken, tercüman İskerletzâde Aleksandre Mavrokardato idi. Antlaşmada Avusturya heyetini Kont Wolfgang von Öttingen, Kont Leopaold von Schlick, Luigi Marsigli ve kâtip Till temsil ederken; Lehistan Kont Stanislas Malachowsky; Venedik Carlo Ruzzini, Lorenzo Fondra ve kâtip Giovanni Battista Nicolosi; Rusya ise Procopios Begdanowitch Vozhnitsin tarafından temsil ediliyordu. Taraflar arasındaki görüşmelerde katılan devletler “uti passidetisti” yani her katılımcı savaş sonunda elde ettiklerini tutmak istediklerini belirttiler. Ancak buna karşı Osmanlı yetkililerinin “ala halihi” ilkesi, yani herkese eski topraklarının verilmesi ilkesini savunarak,  görüşmeler sonucunda bunda önemli ölçüde başarılı oldular. 13 Kasım 1698’de başlayan görüşmelerde 36 celse halinde 72 gün süren müzakerelerin ardından 3 devletle barış antlaşması imzalandı. Rusya ise antlaşmayı kabul etmeyerek, 2 yıllık bir ateşkes yaptı ve bir yıl sonra İstanbul antlaşması ile amaçlarına ulaştı. Bu şekilde antlaşma ile Avusturya ile 20 maddelik, Venedik ile 16 maddelik, Lehistan ile de 11 maddelik bir barış imzalandı. Buna göre antlaşma ile Erdel ve Banat dışındaki tüm Macaristan Avusturya’ya; Ukrayna, Kamaniçe ve Podolya’yı Lehistan’a; Mora ve Dalmaçya’yı Venedik’e; Azak Kalesi’ni Rusya’ya bırakmak zorunda kaldı.  Yaşanan bu toprak kayıpları Osmanlı tarihinde o tarihe kadar yaşanan en büyük çaplı kayıplar olmakla birlikte, Karlofça’da bundan çok daha önemli prestij kayıpları vardı. Osmanlı Devleti için önemi bir dönüm noktası olan Karlofça Antlaşmasının sonuçları ve Osmanlı tarihindeki önemini şu şekilde sıralayabiliriz:

1.Karlofça Antlaşması pek çok açıdan Osmanlı Devleti için önemli yenilikler ve ilkler taşımaktadır. Buna göre Karlofça ile Osmanlılar ilk kez müzakere ederek bir antlaşma imzaladılar. Daha önceki antlaşmalarda şartları Osmanlılar koyuyor ve karşı taraf kabul ediyordu. Yani daha önce kendi istediklerini dikte ettiren Osmanlı Devleti ilk kez masa başı diplomasi ile tanışmış oldu. Karlofça antlaşmasında Osmanlı Devleti tarihinde ilk kez bir antlaşma için tavassut (arabulucu) kullanmak zorunda kaldı. Bu anlamda Karlofça Antlaşması Osmanlı İmparatorluğu’nun yenilgisinin ilk resmi belgesi ve Hristiyan Avrupa devletleri ile Osmanlı Devleti arasında yapılan en önemli ve dikkat çekici antlaşmalardan biridir.  Ayrıca antlaşma ile Osmanlı Devleti ilk kez daha önce protokolde “Moskof Prensi” dedikleri Rus Çarı’nın imparatorluk unvanını kabul etmek zorunda kaldı. Yine Batı literatüründe Karlofça Antlaşması güneydoğu Avrupa tarihinde yeni bir periyodun başlangıcı olarak kabul edilir..

2. Antlaşma yine Zitvatoruk ve Vasvar’da olduğu gibi tarafsız bir bölgede Karlofça’da imzalandı.

3. Karlofça Antlaşması ile Osmanlı Devleti’nin saldırgan politikaları sona ererken, yerine savunma ve diplomasi ağırlıklı bir politika aldı.

4. Antlaşma ile Osmanlı reayası olan Katoliklere mezhep özgürlüğü tanınması Avusturya’nın Osmanlı iç işlerine müdahale hakkı elde etmesini sağladı.

5. Venedik’e verilen önemli topraklar Osmanlı Devleti’nin Ege denizindeki hâkimiyetini azaltırken, yine Lehistan’a verilen topraklar ve haklar nedeniyle Kazaklar üzerindeki egemenlik haklarını kaybetti.

6. Protestan Macar halkı Katolik Avusturya’nın hâkimiyetine girdi.

7. Karlofça Antlaşması Osmanlı içyapısında da önemli değişimlere neden oldu. Antlaşamadan sonra ehl-i kalem unsurlar ehl-i silah unsurlara göre ön plana çıkmaya başladı. Nitekim antlaşmadan hemen sonra Rami Mehmed Paşa reisülküttaplıktan sadrazamlığa getirildi.

8. Osmanlı Devleti’nde Fransa’nın yerini İngiltere ve Hollanda devletleri almaya başladı.

9. Antlaşmanın önemli yanlarından birisi de 25 yıl gibi bir süreliğine imzalanmış olmasıdır. Nitekim Osmanlı Devleti’nin Zitvatorok’tan önceki yaptığı antlaşmalarda süre tespiti olmayıp, süreyi belirleyen Osmanlı Devleti idi.

10. Son olarak Savaş, Karlofça Antlaşması ile Savaş, Osmanlı Avusturya ilişkilerinin üçüncü dönemini başlatmakta ve Osmanlı Devleti’nin çözülme dönemine rastlayan bu dönemde Osmanlı Devleti’nin siyasi pozisyonun Habsburglara göre daha zayıf olduğunu belirtmektedir. Bu sebeple Osmanlı Devleti için artık saldırgan politikaların yerini savunma döneminin aldığını ifade etmektedir. Nitekim antlaşma Osmanlı tarihinde gerileme döneminin başlangıcı olarak kabul edilmektedir.

Ancak tüm bu olumsuz yönlerinin yanı sıra kabul edilmesi gereken bir durum vardır ki; Osmanlı Devleti her ne kadar çok zor şartlarda bir antlaşma imzaladı ise de antlaşmanın diplomatik açıdan Osmanlılar adına tam bir yenilgi olduğunu söyleyemeyiz. Nitekim görüşmeler sırasındaki iyi temsil ve diplomasi uygulamaları sayesinde Osmanlı Devleti,  kendi şartlarını dikte ettirebilmiş ve en az kayıpla ayrılmıştır.

Sonuç olarak Osmanlı Tarihi için çok önemli bir dönüm noktası olan Karlofça Antlaşması ile Osmanlı Devleti tarihinde ilk kez büyük çaplı toprak kayıplarına uğramıştır. Bu sebeple klâsik tarih anlatımında olay Osmanlı gerilemesinin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Ancak görüldüğü üzere Karlofça’da yaşanan kayıplar sadece toprak kayıplarından ibret olmayıp, daha önemli manevi kayıplar yaşanmıştır. Ve yine aslında Zenta’da yaşanan büyük felakete rağmen, antlaşma sırasındaki iyi temsil kabiliyeti Osmanlı Devleti’nin daha fazla toprak kaybetmesini engellemiştir. Yani olaya sadece toprak kazanma veya kaybetme şeklinde bakılmamalıdır. Önemli bir husus da şudur ki Karlofça ile gerilemeye başladığı belirtilen devletin XVIII. yüzyılda çok önemli başarılarının olduğu göz ardı edilmemelidir. Nitekim antlaşmadan sonra Osmanlı dış politikasındaki temel prensip kaybedilen yerleri geri alma şeklinde gelişmiş olup, bu politikanın kısmen de olsa başarı olduğu bilinmektedir. Yani Karlofça’dan sonra Osmanlı Devleti’nde tamamen kendi içine kapanma ve bir gerileme döneminden bahsetmek mümkün değildir.

KAYNAKLAR
AGOSTON, Gabor -Bruce Masters, “ Karlowıtz Treaty of (1699)” , Encyclopedia of the Ottoman Empire, United States of America 2009, s. 309.
AKTEPE, M. Münir, “Mustafa Paşa (Merzifonlu)”, İA. C. VIII, MEB. Yayınları, İstanbul 1993, s. 730-732.
ANONİM OSMANLI TARİHİ (1099-1116/1688-1704), (Yay. Haz: Abdülkadir Özcan), TTK. Yayınları, Ankara 2000.
BEYDİLLİ, Kemal, “Avusturya”, DİA, C. 4, DVY. İstanbul 1991, s. 174-177.
ÇELİKER, Fahri, Avusturya’nın Ve Türk-Avusturya İlişkilerinin Tarihçesi, TTK.. Ktph. t.y.
ÇİÇEK, Kemal “II. Viyana Kuşatması ve Avrupa’dan Dönüş (1683-1703)”, Türkler, C. 9, (Ed: Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2002, s. 746-764.
DANİŞMEND, İsmail Hami, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, C. III, Türkiye Yayınevi, İstanbul 1973.
DEFTERDAR MEHMED PAŞA, Zübde-i Vekayiat, (Haz: Abdülkadir Özcan),TTK. Yayınları,  Ankara 1995.
EL HAJ, Rıfa’at Ali Abou,  The Reisülküttab And Ottoman Diplomacy At Karlowitz, Princeton Universıty 1963.
EL HAJ, Rıfa’at Ali Abou,  “Karlofça’da Osmanlı Diplomasisi II”, Tarih ve Toplum, (Çev: Yasemin Saner Gönen), Sayı: 192, Aralık 1999, s. 359-365.
ERİM, Nihad, Devletlerarası Hukuk ve Siyasî Tarih Metinleri, TTK. Yayınları, Ankara 1953.
HACHEDLİNGER, Michael, Austria’s Wars of Emergence War, State and Society in the Habsburg Monarchy 1683-1797, Routledge, USA 2003.
HEYWOOD, C. J., “Karlofca” El2 (İng), IV, s. 657-658.
İKİNCİ VİYANA KUŞATMASI 1683, T.C. Genelkurmay Askeri Tarih Ve Stratejik Etüt Başkanlığı, Askeri Tarih Yayınları Seri No: 2, Genelkurmay Basımevi, Ankara 1983
İLGÜREL, Müçteba, “Zenta”, İA. C. XIII, MEB. Yayınları, İstanbul 1993, s.  535-538.
JORGA, Nicolae,  Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, C. IV, İstanbul 2010.
KURTARAN, Uğur,  Bir Zamanlar Osmanlı Sultan I. Mahmud ve Dönemi (1730-1754), Atıf Yayınları, Ankara 2014.
KURTARAN, Uğur,  XVIII. Yüzyıl Osmanlı-Avusturya Siyasi İlişkileri”, Tarih Okulu Dergisi, Mart 2014, Yıl 7, Sayı: XVII, s. 393-419.
KURTARAN, Uğur,   Osmanlı Avusturya Diplomatik İlişkileri (1526-1791), Ukde Yayınları, Kahramanmaraş 2009.
MOLNOR, F. Monika, “Karlofça Antlaşması’ndan Sonra Osmanlı Habsburg Sınırı (1699-1701), Osmanlı, C. I, (Ed: Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 1999, s. 472-479.
MOLNOR, F. Monika, Venedik Kaynaklarında Karlofça Antlaşması: Diplomasi ve Tören”, (Çev. Gökçen Sert), Türkler, 9, Ankara 2002, s. 783- 791.
ORTAYLI, İlber, “İkinci Viyana Kuşatmasının İktisadî Sonuçları Üzerine” ,Osmanlı Araştırmaları, Sayı: II, (Neşr. Halil İnalcık-Nejat Göyünç-Heath W. Lowry), İstanbul 1981, s. 195-202.
ÖZ, Mehmet, “XVII. Yüzyıl: Çözülme ve Buhran Dönemi”, Türkler, C. IX, (Ed: Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2002, s. 711-729.
ÖZCAN, Abdülkadir, “Karlofça”, DİA, C. 24, DVY. İstanbul 2001,  s. 504-507.
ÖZKAN, Selim Hilmi, “Türk Tarihinin Kırılma Noktası: Zenta Faciası”, Turkish Studies-International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 4/3 Spring 2009, s. 1779-1793.
PURGSTALL, Baron Joseph Von Hammer Büyük Osmanlı Tarihi, C. VI, (Yay. Haz: Mümin Çevik), Milliyet Yayınları, İstanbul 2010.
RAŞİD MEHMED EFENDİ-ÇELEBİZÂDE İSMAİL ASIM EFENDİ, Târîh-i Râşid ve Zeyli, (Hazırlayanlar: Abdülkadir Özcan-Yunus Uğur-Baki Çakır-Ahmet Zeki, İzgüer), C. I, İstanbul 2013.
SAVAŞ, Ali İbrahim,  “Osmanlı Devleti İle Habsburg İmparatorluğu Arasındaki Diplomatik İlişkiler”, Türkler, C. 9, (Ed. Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2002, s. 555-566.
SAVAŞ, Ali İbrahim,  “XVIII. Asırda Osmanlı-Avusturya İlişkileri”, Askeri Tarih Bülteni, S. 32, Ankara 1992, s. 23-54.
SAVAŞ, Ali İbrahim,   “Genel Hatlarıyla Osmanlı Diplomasisi”, Osmanlı, C. I, (Ed: Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 1999, s. 643-657.
SAVAŞ, Ali İbrahim,  Osmanlı Diplomasisi,  3 F Yayınları, İstanbul 2007.

DİĞER MAKALELERTÜMÜ

BİZİ TAKİP EDİN

KELÂM

“Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.”

İbn Haldun