Divan-ı Lügati't Türk'ün Peşinde Bir Kâşif: Ali Emiri Efendi

Divan-ı Lügati't Türk'ün Peşinde Bir Kâşif: Ali Emiri Efendi

Türk dilinin ilk büyük sözlüğü olan Kaşgarlı Mahmut'un kaleme aldığı Divan-ı Lügati't Türk adlı eserin orjinaline ulaşmayı kendine dert edinen ve bunu başaran Diyarbakırlı Ali Emiri Efendi. O sahaflar çarşısının müdavimi. Kitaplarla yatan kitaplarla kalkan ve bugün miras olarak birçok ilmi çalışmanın yanında Millet Kütüphanesi'ni bırakan, karınca gibi çalışan bir alim...

BEYAZ TARİH \ KÜLTÜR SANAT

Dostları, ezberinde yüz bin Türkçe beyitin olduğundan bahseder. Herhangi bir mecliste yanlış bir beyit kullanıldığında nerede ve nasıl geçtiğini bilecek kadar diri bir hafızaya sahiptir. Kitapla yatar kitapla kalkar. Sevdası olmuştur kitapları onun. Ulaşamadığı eserler uykularını kaçırmış günlerini zehir etmiştir. O eserlerden biri de bugün Millet Kütüphanesi'nde bize miras olarak bıraktığı Divan-ı Lügati't Türk'tür.

Şair Fuzuli'nin '' Eyledim tahkik, görmüş kimse yok cânânımı'' beyitindeki gibi bir hasretle bu eseri aramaya koyulur. Adeti gereği haftada 2-3 kez ziyaret ettiği Sahaflar Çarşısı ziyaretlerini sıklaştırır. Sahafların gözü açık esnafı olan Burhan Efendi'nin dükkanını mesken tutar. Her gidişinde aynı soruyla karşılaşır Burhan Efendi. ''Yeni bir şey var mı? '' Bu sorunun karşılığı da tam olarak, Türkçe'nin muazzam eseri Divan-ı Lügati't Türk idi. 

Sıradan bir gün Burhan Efendi'ye hacimli bir kitap gelir ve Ali Emiri Efendi'ye durumu bildirir. Bir kitap var sahibi otuz lira istiyor. Bir haftadır elimde duruyor diyince kitabı meydana çıkarır. Ali Emiri Efendi sevdasını gözünün önünde bulunca paniğe kapılır ama bunu belli etmez. Biraz gönülsüz tavırlar sergileyerek durumu hafife alır. Kitabın geliri bir hanıma yardıma gidecektir aynı zamanda. Ali Emiri Bey bu durumu da kullanarak ''dul bir hanım istifade edecek bu paradan'' diyerek kitabı satın alır. Bir sorun vardır, üstünde yeterli para bulunmamaktadır. 15 Lira çıkar cebinden, Allah'ım bana bir dost gönder diyerek duaya başlar. Kapının önünde 2 dakika sonra Darülfünun edebiyat Muallimi Faik Reşat Bey görünür ve gizlice ondan 20 lira ister. 10 lira karşılık bulunca geri kalanını sonra vermek sözüyle kitabı satın alır ve oradan ayrılır. 

Yolda giderken Burhan Efendi'nin kitabın değerini anlayıp arkasından geleceği korkusunu taşıyarak hızlı adımlarla yol alır. Sürekli arkasına bakıp gelen olmadığını görünce derin derin ''Elhamdülillah'' çeker ve ağzından şu cümleler dökülür:

''Bu kitap değil, Türkistan ülkesidir. Türkistan değil, bütün cihandır. Türklük, Türk dili bu kitap sayesinde revnak kazanacak, Arap dilinde Seyyibuyinin kitabı ne ise bu da Türk dilinde onun kardeşidir.''

İşte dünyada bulunan tek nüshası, Ali Emiri Efendi'nin çabaları sonucu İstanbul Fatih'teki Millet Kütüphanesi'nde muhafaza edilir ve günümüze ulaşır. 

KAYNAKÇA
Efendi, Ali Emiri, Tayşi, M. Serhan, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, yıl: 1989, cilt: 2,  sayfa: 390-391
Gürlek, Dursun, Ayaklı Kütüphaneler, Kubbealtı Neşriyat, 11.baskı, 2013
beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
DİĞER HABERLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun