Prof. Dr. Alkan: ”2. Abdülhamid, Türkiye'nin kurulmasına ciddi katkı sağladı ”

Prof. Dr. Alkan: ”2. Abdülhamid, Türkiye'nin kurulmasına ciddi katkı sağladı ”

KTÜ Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alkan, 2. Abdülhamid'in, modernleşme faaliyetlerini ileriye taşıdığını belirterek, "Sultan Abdülhamid'in oluşturduğu zemin, modern Türkiye'nin de kurulması sürecine ciddi katkılar sağlamıştır." dedi.

BEYAZ TARİH / HABER

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necmettin Alkan, 2. Abdülhamid'in, dedesi Sultan 2. Mahmud ve babası Sultan Abdülmecid'in modernleşme faaliyetlerini sürdürmekten öte daha da ileriye taşıdığını belirterek, "33 yıllık Sultan Hamid dönemi Osmanlı ve Türk modernleşmesinde tam bir atılım süreci olmuştur. İşte Sultan Abdülhamid'in oluşturduğu bu zemin, modern Türkiye'nin de kurulması sürecine ciddi katkılar sağlamıştır." dedi.

Alkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2. Abdülhamid döneminde Osmanlı modernleşmesinin eğitimden kültüre, sanattan spora büyük bir hızla gerçekleştiğini ve birçok ilkin bu dönemde olduğunu söyledi. 

Sultan 2. Abdülhamid'i, "Osmanlı Devleti'nin dağılmasına karşı çözüm olarak uygulanmaya başlanılan Osmanlı ve Türk modernleşmesinin en önemli hükümdarlarından" birisi olarak niteleyen Alkan, "2. Abdülhamid, dedesi Sultan 2. Mahmud ve babası Sultan Abdülmecid'in modernleşme faaliyetlerini sürdürmekten öte daha da ileriye taşıdı. 33 yıllık Sultan Hamid dönemi Osmanlı ve Türk modernleşmesinde tam bir atılım süreci olmuştur. İşte Sultan Abdülhamid'in oluşturduğu bu zemin, modern Türkiye'nin de kurulması sürecine ciddi katkılar sağlamıştır." değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye'nin anayasal yönetimle tanışmasına vesile olmuştur"

Sultan 2. Abdülhamid'in, hükümdar olma yolunda önce Osmanlı geleneksel yönetim biçiminin değiştirilmesini gündemine aldığını anlatan Prof. Dr. Alkan, şu bilgileri verdi:

"Mithat Paşa'nın ve Namık Kemal ile bazı gayrimüslim devlet adamlarının da dahil olduğu 28 kişilik bir heyet ve bir de alt komisyon kurarak, anayasa hazırlıklarını başlatır. 119 maddeden oluşan anayasa bilinen modern anayasalara benzemekle birlikte, Meclis-i Mebusan ve Meclis-i Ayan gibi oluşturulacak kurumların çerçevesini çizmektedir. Bu gelişmelerle birlikte, Osmanlı Devleti çağdaş Avrupa devletlerindeki gibi padişahın yetkilerinin bir meclis ve anayasa ile sınırlandığı meşruti yönetime geçmiştir. 2. Abdülhamid, birincisinde hükümdar olabilmek, ikincisinde ise askeri isyanından dolayı Türkiye'nin anayasal yönetimle tanışmasına vesile olmuştur. 1908'de Jön Türk ihtilalinin ardından yapılan ilk serbest seçimler neticesinde belirlenen mebusların toplanmasıyla, 4 Aralık 1908'de Meclis de tekrar açılır. Bu arada yapılan seçime çok sayıda partinin katılması suretiyle Türkiye de çok partili sisteme geçmiş olur. Bu gelişmeler modern Türkiye'nin parlamenter ve anayasal sisteminin oluşmasında ve çok partili seçimlerin yapılmasında; kısacası bugünkü anlamda Türk demokrasi geleneğinin başlamasında önemli yere sahiptir."

Batı tarzı öğretim yaygınlaştırıldı

Sultan 2. Abdülhamid'in hükümdarlık yıllarında bugünkü anlamda ilkokula karşılık gelen "iptidai", ortaokul olan "rüştiye" ve liseye tekabül eden "idadi" gibi kurumların sayısının büyük oranda artırıldığını belirten Alkan, şunları kaydetti:

"1876-1908 yılları arasında iptidailer 200'den 4-5 bine, sıbyan mektepleri 10 bine, rüştiyeler 250'den 600'e, idadiler ise 5'ten 104'e ve bugünkü öğretmen yetiştiren yüksek okul olan darü'l muallim 32'ye yükseltilir. Ayrıca tarım, maliye, hukuk, baytar, ticaret, ziraat ve daha birçok alanda çok sayıda meslek yüksek okulları açmıştır. Böylece 'Batı tarzında' ilk ve orta eğitim, devletin gözetiminde ve eliyle ülke geneline yayılır. Ayrıca tarım, maliye, hukuk, baytar, ticaret, ziraat ve daha birçok alanda meslek yüksek okulları açmıştır. Bugünkü anlamda 'meslek yüksek okulları' olarak adlandırılabilecek bu ve diğer eğitim kurumlarından mezun olan gençler, modern Osmanlı kurumlarını yürüten devlet adamları, devlet memurları, bürokratları, uzmanları ve öğretmenler olurlar."

Sultan Abdülhamid'in yeni yaygın ve örgün eğitim kurumlarının açılması dışında bir de Maarif Nezareti (Eğitim Bakanlığı) yapılanmasını tamamlayarak merkezi ve taşra eğitim teşkilatını ortaya çıkardığına işaret eden Alkan, bu şekilde, Sultan 2. Mahmud'dan beri gerçekleştirilmek istenen devletin bütününe hakim olan ve devletin kontrolünde, merkezi modern bir eğitim sisteminin kurulduğunu dile getirdi.

Osmanlı modernleşmesinin önemli bir ayağını teşkil eden asker/subay cephesinin önemli oranda bu dönemde şekillendiğini vurgulayan Alkan, yetişen subayların, Sultan Abdülhamid döneminin en etkili siyasi hareketi olan Jön Türklere katılıp, 1908'de patlak veren Jön Türk ihtilalinin en önemli aktörleri olduğunu aktardı.

Daha sonrasında "İttihatçı" olarak adlandırılacak bu subayların hem Osmanlı Devleti'nin 1. Dünya Savaşı'na girmesinde hem de ardından Türkiye'nin kurulmasında etkili olacağına dikkati çeken Alkan, "Cumhuriyet Türkiyesi'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve diğer komutanlar da bu Jön Türk subaylarındandır. Türk tarihindeki bu sürekliliği kabul etmek gerekir." dedi.

"Fotoğrafın en büyük koruyucusu ve destekleyicisi"

Sultan Abdülhamid döneminde müzeciliğin büyük gelişim gösterdiğini belirten Alkan, o dönemde yapılanları şöyle anlattı:

"Bu dönemde Osman Hamdi Bey'in girişimleriyle eski eserler kanunu çıkartıldı. Sultan 2. Abdülhamid, 1897'de Kasımpaşa Tersane-i Amire'de Deniz Müzesi'ni kurdurur. Daha öncesinde kurulan Yeniçeri Müzesi olan Müze-i Askeri-i Osmani/Askeri Müzesi, 1908'de modern bir müzeye dönüştürülerek başına Ahmed Muhtar Paşa getirilir. Eski silahlar Anadolu'nun çeşitli bölgelerinden toplanarak burada sergilenmeye başlanır. Bir de kütüphaneler kurulur. Modern kütüphaneciliğin başlamasında Sultan Hamid döneminde önemli gelişmeler yaşandı. Bir defa bugünkü anlamda Milli Kütüphane denilebilecek Kütübhane-i Umumi-i Osmani 1882 yılında kuruldu."

Prof. Dr. Alkan, Sultan 2. Abdülhamid'in resme özel ilgi duyduğunu ayrıca tablo koleksiyonu bulunduğunu aktardı.

Sultan 2. Abdülhamid'in fotoğraf ve fotoğrafçılıkla ilgili faaliyetlerinin önemine değinen Alkan, "Geniş Osmanlı coğrafyasının dört bir tarafından insan, hayvan, tabiat ve bina gibi pek çok şeyin fotoğraflarını çektirirdi. 2. Abdülhamid, büyük küçük ayırt etmeksizin birçok Osmanlı yerleşim yeri ve şehirlerinin de fotoğraflarını çektirirdi. Bu fotoğrafları aynı zamanda yurt dışına çeşitli merkezlere gönderirdi. Sultan Abdülhamid, 'Osmanlı'da fotoğrafın en büyük koruyucusu ve destekleyicisi' diyebiliriz. 20-35 bin arasında fotoğraf çektirmiş, albümler yaptırmış ve bunları farklı devletlerin kütüphanelerine hediye etmiştir." diye konuştu. 

Yıldız Sarayı'nda özel tiyatro

Sultan 2. Abdülhamid döneminde modern eğlence kültüründe önemli gelişmeler yaşandığını belirten Alkan, padişahın bizzat kendisi için Yıldız Sarayı'nda modern bir tiyatro yaptırdığını dile getirdi.

Yıldız Sarayı'nda tiyatro, opera gibi modern Avrupa sanat ve eğlencelerinin de yer aldığına dikkati çeken Alkan, şöyle devam etti:

"Yıldız Sarayı'nda Türkçe tiyatro oyunları oynanırdı. Sarayda Türkçe oyunların oynanmasının başlangıcı ise Yıldız Sarayı'ndaki modern tiyatronun inşa edilmesinden öncesine, 1881-1882 yılları arasına denk geliyor. Saray dışında İstanbul'un diğer yerlerinde de benzer oyunlar gösterilirdi. İstanbul'daki diğer tiyatro oyunları, ekseriyetle Ermeni tiyatrocuların öncülüğünde İstanbul'un çeşitli yerlerinde icra ediliyor. Tiyatro dışında dönemin eğlence kültürü alanında yapılan faaliyetler arasında, Osmanlı toplumu için çok da yaygın olmayan ve modern Avrupa eğlence kültürünün araçlarından olan opera yer alıyor. Sultan 2. Abdülhamid döneminde Yıldız Sarayı'nda opera sahneleniyordu. Modern eğlence kültürünün en önemli araçlarından biri olan sinemanın Osmanlı toplumunda ilk olarak görülmesi, yine Sultan 2. Abdülhamid'in saltanatı sırasında 1896'da olur. Bunlar, genellikle kısa metrajlı belge ve güldürü filmleriydi. Sinema etkinlikleri gayrimüslimler ve yabancıların hakimiyetinde yapılırken, 19 Mart 1908'de Cevat Boyer ve Murat Bey, Şehzadebaşı'nda 'Milli Sinema' adı verilen ilk Türk sinemasını açmıştır."

Spor dallarının gerçek anlamda çeşitlenmesi, toplumsal bir eğlence kültürü halini alması ve bunların bilimsel anlamda öğrenilmesine yönelik icraatların da Abdülhamid döneminde gerçekleştiğini anlatan Alkan, ayrıca bugün Türk futbolunun üç büyük takımı Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'ın Sultan Abdülhamid'in saltanat yıllarında kurulduğunu hatırlattı.

Bu dönemde başta futbol olmak üzere, jimnastik, atletizm, boks, bisiklet ve yüzme gibi alanlarda spor kulüplerinin kurulup müsabakaların yapıldığını bildiren Alkan, spor alanında modern anlamında yapılan tercümeler ve telif yayınların da bu dönemlerde yayımlandığını kaydetti.

Kaynak: AA

BİZİ TAKİP EDİN

KELÂM

“Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.”

İbn Haldun