Osmanlı Hareminde Adetler ve Özel Günler

Osmanlı Hareminde Adetler ve Özel Günler

Osmanlı Sarayı’nın Harem dairesi tam bir disiplin ve düzenin hakim olduğu başlıca yerledendi. Harem’e getirilen adetler bu düzenin sağlanması için elzem olup her cariye bu adetlere uymaya özen göstermekteydi.

BEYAZ TARİH \ EDİTÖR'DEN

Başlıca Adetler
 

Tırnaklar haftada bir ya da iki kez mutlaka tenha bir yerde kesilir; bu günler ise perşembe yahut cuma günüdür.

Abdest alırken, önce sabunlu bir bez ile yüzü silmek usulden olup bu yüz bezine destimal denmektedir. Ayrıca abdest için biri yüz diğeri ayaklar için 2 havlu kullanılır; yemek havlusu ise apayrıdır. Bu havlular her hafta yıkanmakta, el mendilleri sıkça değiştirilmekte, hamama ise her hafta girilmektedir. Genel çamaşır yıkma günü ise pazartesi ve perşembedir.

Kalfalar bir odadan diğerine girmek istediklerinde selam mahiyetinde ‘destur’ demeleri gerekmektedir. Söze başlarken müsaade istenmesi edepten, yerine geçmek için istenilen destur ise usuldendir.

Harem halkı yaz aylarında sabah namazından sonra adına ‘beylik’ denilen uykuya yatmaktaydı.

Mektup yahut tezkerelere ‘cevap’ denmekteydi. Gönderdikleri cevaplara gelen mektuplar ise ‘karşılık’ olarak adlandırılır; yalnızca valide sultan ve diğer devletlilerin yazdıkları kağıtlar ‘hükümname’ olarak tanımlanırdı.

Harem içindeki bu adetler düzenin yanında edep ve adap kurallarını da barındırmakta olup; herkesin önünde esnemek, gerinmek, çıplak ayakla gezmek, elbiselerin sökük yahut kırışık olması, pis gezinmek, gürültülü bir şekilde aksırmak, herkesin içinde sümkürmek yasaktı; ayıp sayılırdı.

Saray bahçesinde ‘halvet’ denilen eğlencelerin düzenlenmesi, harem halkının serbest bir şekilde geçirdiği zamanlardan biridir. Ayda bir kaç kez tekrarlanan bu eğlencelerin dışında İstanbul’un meşhur mesire alanlarına da geziler yapılmakta olup bu tip eğlenceler ‘beylik gezintileri’ olarak adlandırılmaktadır. Bu geziler yaz ayları için yapılırken, kış aylarında ise saray içinde oyunlar ve eğlenceler düzenlenmektedir.

Özel Günler

Mübarek gün ve geceler Harem’de çok hareketli geçmekte, kandillerde hükümdar tarafından davetiyeler gönderilmekte, devlet adamları ve din adamları dahil herkesin sarayda toplandığı geceler düzenlenmektedir. Bu gecelerin usulü şehzadeler ve veliahtlar padişahın yanında ayakta durur ve gelen herkes burada padişahı tebrik eder; kadınlar ise kafesli ayrı bir bölümde oturur.

Mevlid kandilinde gündüz alay düzenlenmektedir; önce Hamidiye Camii’ne gidilir, ardından cami çıkışında askere ve arabalara şeker ve şerbet dağıtılmaktadır. Mevlid okunduktan sonra ise gül suları ikram edilip herkes birbirini tebrik eder; padişah hareme gelerek harem kadınlarının tebriklerini kabul etmektedir.

Berat kandilinin, mevlid kandilinden farkı ise haremağaları ve darüssaade ağalarının tekbir sesleriyle Harem bahçesine getirdikleri Mahfil-i Şerif’tir.

Ramazan ayında ise sarayda ve Harem’de daha çok manevi bir hava esmekteydi. Zira herkesin oruç tuttuğu, hatim indirdiği, daha çok ibadet ettiği bir ay olup adeta harem dairesini camiye çevirmekteydi. İftar vakti kadınefendi ve sultanlar haremde bulunan diğer kadınları iftara davet eder ve derecelerine uygun diş kiraları verirlerdi. Namazlar kılınır, teravihten sonra sahura kadar sohbetler yapılırdı ki gecenin güzel geçmesi sağlanırdı.

Ramazanın 15. günü ayrı bir öneme sahip olup; bu gün için özel hazırlıklar yapılmaktadır. Kadınlar en güzel kıyafetlerini giyer, haremde yaşayan tüm bu kadınlar başta padişah olmak üzere şehzadeler, sultanlar ve ikballer Hırka-i Saadet Dairesini ziyaret ederlerdi. Ramazanın 27. gecesinde ise Kadir Alayı düzenlenmekteydi.

Yılda 2 kez gerçekleştirilen dini törenler ise bayramlarda yapılır; müslümanların halifesi olan padişah ve harem halkı birbirlerini tebrik etmek için ayrı bir önem göstermektedir. Bayram namazı Ayasofya yahut Sultanahmet Camilerinde kılınırken; saraydan camiye gidene kadar bayram alayı düzenlenmektedir.

KAYNAKÇA
İşpirli, Mehmet, Saray Teşkilatı, Osmanlı Devleti ve Medeniyeti Tarihi, İstanbul 1994
Şimşirgil, Ahmet, Valide Sultanlar ve Harem, Timaş Yayınları, İstanbul, 2014
Uluçay, M. Çağatay, Harem II, Ankara 1985

BİZİ TAKİP EDİN

KELÂM

“Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.”

İbn Haldun