İslam Felsefesinde İlk Ev: Kabe

İslam Felsefesinde İlk Ev: Kabe

‘’Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah’ın temellerini yükseltiyor ve şöyle diyorlardı. Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur: Şüphesiz sen işitensin, bilensin.’’ (Bakara Suresi, 127)

BEYAZ TARİH \ EDİTÖR'DEN

Kabe ismi aslında özel bir isim olmayıp tamamen yapının şekli ile ilgilidir. Arapça’da ‘’yüksek olan, dört köşe, küp şeklinde olan’’ formlar için ka’b kökünden, çoğulu ki’ab olan sıfatlar türetilmiştir. Dörtgen bir plan şemasına sahip olan yapı, yüksek duvarları, düz dam şeklinde tavanı ve üzerindeki örtü ile kutsal kabul edilmiş ve bugüne kadar bu özel isim ile anılmıştır.

İslam Felsefesindeki Yeri

Bugüne kadar Kabe’nin inşası ile ilgili çok çeşitli rivayetler aktarılmıştır. Bunlara değinecek olursak; İslam felsefesinde ilk ev göklerde yani cennette Allah’ın ve meleklerin inşa ettiği Beyt’ül Mamur’dur. Hz.Adem cennette iken ibadet ettiği bu mekanı; yasak elmayı yemesi sonucu cennetten yeryüzüne indirilişi ile kaybeder. Hz.Havva ile birlikte Arafat’ta buluşup batıya doğru yürürler ve Beyt’ül Atik denilen yerde bir ev inşaa ederler; bu ev yani Kabe cennetteki Beyt’ül Mamur’un bir iz düşümüdür.

Fakat Kabe’nin bugün ki hali Hz.İbrahim ile ilişkilendirilir ve yazılı kaynaklarda Allah’ın Hz.İbrahimi bu iş için görevlendirdiği yazmaktadır.  Zira Nuh tufanında Kabe’nin kumlar altında kalarak kaybolduğu bilinmekte ve Hz.İbrahim’in Mekke’ye geldikten sonra Kabe’nin özgün yerini aramak için büyük bir çaba sarfettiği aktarılmaktadır. Kabe’nin yerini bulduktan sonra o temeller üzerine bugün mevcut olan Kabe’yi inşa eder; keza Bakara Suresi’nin 127. ayetinde geçen  ‘’Beytullah’ın temellerini yükseltiyor.’’ cümlesi de bunu ifade eder. Bugüne kadar toplamda yedi kez onarımdan geçmiş olan Kabe’nin temelleri hep aynı kalmış sadece beden duvarları yenilenmiş olup buna bağlı olarak da sadece yüksekliğinde değişiklikler olmuştur. Kabe en son Osmanlı padişahı IV. Murad tarafından yenilenmiştir.

Kısmi değişikliklere maruz kalan bu kutsal yapı ‘’İnsanoğlunun ilk evi’’ olmuş ve tarih boyunca kıymeti hep bilinmiştir. Müslümanlar için ise ayrı bir yere sahiptir; bugün dünya üzerinde yaşayan bütün Müslümanlar nerede olurlarsa olsunlar Kabe’nin bulunduğu yönü hedef alarak ibadetlerini gerçekleştirirler.

Kabe’nin İncelenmesi

Mekke şehrinin merkezini oluşturan Kabe, bu şehrin gelişip büyümesinde birinci derece de rol oynamıştır. Kabe Harem-I Şerif’in de merkezindedir; bu nedenle şehir yuvarlak planlıdır. Kutsal bir mekan olması beraberinde bazı ilkeleri de getirmiştir ki, bugün uyulmayan o ilkeler zamanında, şehrin mimari yapısında belirleyici rol oynamıştır; ‘’şehirde Kabe’den yüksek bina inşa edilmeyecek ve her yapı Kabe’ye belirli bir mesafe uzaklıkta olacak.’’

İlginç olan ise şudur ki; ibadetler kadar inanç yapılarının yönünü de belirleyen Kabe, gelişmekte olan mimari için örnek alınan bir yapı formu olmamıştır. Farklı mezhep ve tarikatlarda insanlar namaz kılmak için Kabe’ye yöneliyor ancak Kabe’nin kübik formu başka camii ve mescidler için bir yapı modeli oluşturmuyor. Ancak sadeliğiyle insanları etkiliyor. Allahın Kuran-ı Kerim’de kutsal olarak bizlere bildirdiği ve bu nedenle tüm Müslümanlar için ayrı bir önem taşıyan bu mekanı da incelemek gerekiyor.

Yapı, dikdörtgenler prizması şeklinde olup yüksekliği 15 metre, tabanları ise 10-12 metre’dir. O bölgeye ait Granit, siyah ve sert taşlardan inşa edilmiş ve korunması da Kureyş ailesine bırakılmıştır. Yapı bir kaideye oturur ve o kaideye şazervan denmektedir. 2 metre yüksekliğindeki kapısı ise kuzeydoğu tarafında yer alır; tam doğusunda ise cennetten geldiğine inanılan ve her şeye rağmen yeri değişmeyen Hacer-ül Esved taşı yer alır. Çatısı düz dam şeklinde olup üzerinde siyah bir örtü vardır. Yapının içerisinde ibadet gerçekleştirilmez zira içerisi de boştur; sadece küçük bir mihrap yer alır ve damı tutan 3 ahşap sütun bulunur. 2 sahından oluşan içi sadece özel günlerde özel kişiler için açılır. İbadet yapının etrafında 7 kez dönülerek gerçekleştirilir.

Kaynakça
Hillenbrand, Robert, İslam Sanatı ve Mimarlığı, Homer Kitapevi, 2005
Mülayım, Selçuk, İslam Sanatı, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi, İstanbul, 2010
Ünal, Sadettin, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, cilt 24, sayfa:20, 2001

BİZİ TAKİP EDİN

KELÂM

“Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.”

İbn Haldun